(1086 S. K. m. 43, 45)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.10.1992 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile birleştirilen davada manevi tazminat ve alacak istemesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tescil davasının kabulüne, eşya ve ziynet eşyası bedelinin alınması talebinin reddine, tazminat davasının kabulüne, dair verilen 7.5.1996 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı A.Ç. vekili Av. M.A.Ö. ve N.B. vekili Av. S.Y. tarafından istenilmekte, tayin olunan 24.2.1997 günü için yapılan tebligata rağmen gelen olmadı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı N. B., Hollanda'da çalıştığını, ilerde evlenmeyi kararlaştırdıkları davalıya kendi adına daire alması için para gönderdiğini, davalının ise kendisini aldatarak daireyi adına aldığını, davalının yazdığı mektuplarda da bu hususun belirtildiği iddiası ile tapunun iptali ile adına tescilini istemiş; Mahkeme, davayı kabul etmiştir. İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında, 5.2.1947 tarih ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca iddianın ispatı yazılı delil ile mümkün ise de, davanın tamamen ispatına kafi olmamakla beraber bunun vukuuna delalet edebilecek karşı taraf elinden çıkmış bir belgenin varlığı halinde iddianın tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür. Bu tür delillerden olan davalının elinden çıkmış ve davacıya hitaben yazılmış mektuplar vardır. Davacının delil olarak gösterdiği bu mektupların tümü birlikte incelendiğinde imam nikâhı ile evlenen taraflar arasında resmi nikahın teminatı olarak dairenin alındığı anlaşılmaktadır. İnanç sözleşmesinin unsurları somut olayda gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekir iken kabulü doğru değildir.
Davacının açtığı tescil davasından sonra davalı Aysel Çobanoğlu'nun, Nail Bektaş aleyhine açtığı manevi tazminat, düğünde takılan ziynet eşyası para ve şahsi eşyaların bedelinin tahsili talebini içeren ve bu dava ile birleştirilen aynı mahkemenin 1993/791 esas sayılı dosya yönünden ise; H.U.M.K. nun 43 ve 45/3 maddesine göre, davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde iki dava arasında bağlantı olduğu kabul edilir ve bu davalar birleştirilebilir. Somut olayda ise, birleştirilen iki dosya arasında H.U.M.K. nun 43 ve 45/3 maddeleri anlamında bir bağlantı yoktur. Davaların ayrılmasına karar vermek gerekir iken birlikte görülüp yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi de bu nedenlerle doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.02.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy