(1086 S. K. m. 53, 54)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.07.1996 gününde verilen dilekçe ile satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.07.1997 günlü hükmün Yargıtay`ca incelenmesi, müdahale talebinde bulunan A. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Temyiz eden kişi gerçekte ilk maliklerden alacaklı olduğunu, alacağını tahsil için icra takibine girişmesi üzerine mal sahibi borçluların tapudan bu gayrımenkulü muvazaalı olarak davalı A`ya ferağ ettiği, yeni malik A`nın da davacı İ`ye satışını vaadettiğini, davacı İ`nin de satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil istediğini; oysa ki önce açmış olduğu tapu iptali ve tescile yönelik davaları bulunduğunu, Mahkemenin 1996/538 esasında kayıtlı olup halen derdest olduğunu iddia ile müdahale talebinin kabulü ile açılan cebri tescil davasının reddini talep ettiği görülmüştür. Ne var ki, bu dilekçe Mahkemeye verildiği halde harçlandırılmamıştır. Böylece müdahil olma sıfatını dahi elde edemeden mümeyyizin talebi reddedilmiştir. Davaya müdahale talebi reddedilen kişi nihai karar ile birlikte bu hususu temyize getirmiştir. Şu duruma göre müdahale etmek isteyen kişiden harcı alınarak ve müdahale talebi kabul edilerek açılmış bulunan iptal davalarının sonucunun beklenmesi veya birleştirilmesi hususları mahkemece takdir edilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken, gerekçe
gösterilmeden müdahale talebinin reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 11.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy