(1086 S. K. m. 259) (743 S. K. m. 645)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 31.3.1997 gününde verilen dilekçe ile idari men kararının iptali ve davalıların yola müdahalelerinin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.9.1998 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Çaplı taşınmaza müdahalenin önlenmesi davalarında; öncelikle çap kayıtları getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanmalı, dosya keşfe hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli "nizalı" yer ile tarafların ellerinde bulunan kısımların sınırları, tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön "H.U.M.K.nun 259 Md." taşınmaz başında dinlenecek şahit sözleri ile tereddütsüz bir biçimde tespit edilmelidir. Daha sonra belirlenen bu durum dikkate alınarak, hazır bulundurulan Kadastro fen memuru veya mühendisi olan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan faydalanılarak takometrik aletlerle kadastrol yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı içeren infazı sağlamaya yeterli ve özellikle dava konusu paftada belirlenen yola bir tecavüzün bulunup bulunmadığı varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Somut olaya konu, yola tecavüzün varlığının dosyaya ibraz edilen her iki uzman bilirkişi raporlarında tespit edilmiş olmasına rağmen, tecavüzün miktarları yönünden açık çelişki bulunmaktadır. Raporlara davalılar tarafından itiraz edilmiştir.
Hal böyle olunca, oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile yerinde yeniden pafta ve çap uygulamasının yapılması, uzman bilirkişi kurulundan yukarıda açıklanan ilkelere cevap verecek ve dosyaya ibraz edilen raporlardaki çelişkiyi giderecek bilgileri içeren rapor alındıktan; sonra HUMK.388 ve 389.maddelerine uygun olarak infaza elverişli keşif krokisini açıkça içeren hüküm tesis edilmesi gerekir.
Ayrıca 3091 sayılı taşınmaz mal zilyedliğine yapılan tecavüzlerin önlenmesi hakkında kanunun 7.maddesine göre "Bu kanuna göre verilen kararlar İDARİ YARGI YOLU ile" denetleneceği belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece, idari men kararının iptaline karar verilmiş olması yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 12.2.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy