(818 S. K. m. 355) (743 S. K. m. 623)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.2.1993 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın davalılardan Turan ... ve Fatma ... hakkında reddine, Ahmet ... ve Hatice Raife ... hakkında kısmen kabulüne dair verilen 5.10.1998 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalılar Ahmet ... ve Hatice Raife ... vekilleri tarafından istenilmekle, tayin olunan 16.3.1999 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı Vahit ... vekili Av. H. Coşkun ... geldi, karşı taraftan gelen olmadı.
Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: İnşaat sözleşmesinde arsa sahiplerine ayrılmış olan zemin kattaki 12 metrekarelik dükkanın sonradan yükleniciye ait iki adet dükkan ile birleştirilerek tek dükkan haline geldiği anlaşılmaktadır. Sonradan tasdik edilen mimari projede ve kurulan kat irtifakında da bu yerlerin tek bağımsız bölüm olarak 5 bağımsız bölüm numarası ile tescil gördüğü de sabittir. Dolayısıyla bu bağımsız bölüm içinde arsa sahiplerinin 12 m2'lik dükkanının yer aldığı, bu itibarla harici sözleşme ile yükleniciden daire satın almış bulunan davacının tescil isteğine yönelik davasında arsa sahibinin 12 metrekarelik kısımdaki haklarının gözetilmesi doğrudur.
Uyuşmazlık bu hakların nasıl gözetileceği noktasındadır.
Mahkeme arsa sahibi ile yüklenicinin halefi olan davacının haklarını bağdaştırmak için tek bağımsız bölüm haline gelmiş olan bu taşınmazda her ikisine de arsa payı vermek suretiyle davanın kısmen kabulü yönüne gitmiştir.
Hükmü; davacı vekili ile arsa sahibi davalılar Ahmet ... ve Hatice Raife ... vekili temyiz etmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; arsa sahiplerinin inşaat sözleşmesinde kendilerine ayrılmış bulunan 12 metrekarelik dükkanın inşaat sözleşmesine uygun olarak müstakilen kendilerine verilmesini istemeleri en tabii haklarıdır. Aksi takdirde yüklenicinin arsa sahiplerine karşı inşaat sözleşmesindeki edimini yerine getirmiş olduğu kabul edilemez.
Mahkemenin kabul ettiği durumda, arsa sahiplerinin kendi dükkanlarında tasarruf yetkileri kısıtlanmış olacaktır. Kiraya verme ve satma gibi hususlarda kendi başlarına hareket edemeyecekler, ayrıca; müşterek mülkiyete dönüşüm nedeniyle ortaklığın giderilmesi gibi bazı tehditlere maruz kalabileceklerdir. İşte bu nedenlerle böyle bir çözümün inşaat sözleşmesine uygun bir ifa olarak kabulüne olanak yoktur.
Ancak; inşaat sözleşmesinin 9.maddesinde mal sahiplerinin bazı inşaat işleri için yükleniciye vekaletname vereceklerinden bahsedilmekte ve bu hükme uygun olarak arsa sahiplerinin yükleniciye vekaletname verdikleri anlaşılmaktadır. Muhtemelen, bu vekaletname kullanılmak suretiyle yeni bir mimari proje tasdik ettirilmiş, arsa sahipleri ile yükleniciye ait dükkanlar tevhit edilerek tek bağımsız bölüm haline getirilmiş ve daha sonra da buna uygun olarak kat irtifakı kurulmuştur. İşte bu aşamalarda; vaki mimari proje değişikliği ve kat irtifakı tesisi ile inşaat sözleşmesi tadil edilmiş, arsa sahibi böyle bir duruma zımnen muvafakat vermiş olabilir.
O takdirde inşaat sözleşmesinin bu biçimde tadiline muvafakat vermiş olan arsa sahibinin mahkemenin öngördüğü tarzda bir çözüme razı olması gerekir. Fakat bu hususlar mahkemece araştırılmamış ve irdelenmemiştir. Bu bakımdan mahkemece, açıklanan hususlar üzerinde durularak; arsa sahiplerinin 12 metrekarelik dükkanının yükleniciye ait iki dükkanla tevhidi hususunda inşaat sözleşmesinin usulünce tadil edilmiş olup olmadığı saptanmalı, arsa sahiplerinin onayı alınmak suretiyle böyle bir sözleşme değişikliği yapıldığı anlaşılacak olursa inşaatın proje tadilatının yaptırılması ve fiilen arsa sahiplerinin 12 metrekarelik dükkanının ayrılarak bağımsız bölüm haline getirilmesi ondan sonra kalan kesim için davanın kabulü cihetine gidilmesi, şayet inşaat sözleşmesinin arsa sahiplerinin onayı ile değiştirilmiş olduğu sonucuna varılacak olursa ancak o takdirde şimdiki çözüm yolunun uygulanması gerekir. Fakat; bu çözüm yolu uygulanırken de mahkemenin arsa payı hesabında bilirkişi raporundan ayrılarak, anlaşılamayan bir yöntemle davacılar aleyhine olacak şekilde belirlediği arsa paylarına göre tescil kararı vermesi de doğru bulunmamıştır.
Tüm bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 250.000 lira duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya, 250.000 lira duruşma vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalılar Ahmet ... ve Hatice Raife ...'a verilmesine, 16.03.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy