(818 S. K. m. 512) (743 S. K. m. 613)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.11.1994 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve mahfuz hissenin davacıya iadesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.12.1997 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Nizalı taşınmazlardan bir tanesi tapulu diğerleri tapusuzdur. Davacı babasının sağlığında iki kız kardeşine para vererek onların mirasından pay almamalarını ve miras haklarından davacı Hasan ile dava dışı Nazım lehine feragat ettiklerini bu hususta yazılı sözleşme düzenlediklerini ileri sürerek babası da sonradan öldüğü için iki kız kardeşten sözleşmeye göre kendisine düşen hisselere davalının elattığını ileri sürüp; Bu kardeşlerin hisselerinden dolayı hissesinin arttığını bundan ötürü elatmanın önlenmesini istemiştir. Ayrıca yukarıda tapulu olduğu bahis edilen taşınmazında noter ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi uyarınca kendisine verildiğini ileri sürerek bu taşınmazın tamamına davalı kardeşinin elatmasının önlenmesini istemiştir. Bu sözleşme usulüne göre noterden düzenlenmiştir. Sözleşme mücerret şekil koşulları bakımından geçerlidir. Bu sözleşme hakkında inceleme yapılarak dava tapu iptali ve tescil olmadığına göre davalıda davacıda mirasçı olduğuna nazaran davalının ayni hakkına karşı davacı babası ile yapmış olduğu sözleşmeden mütevellit şahsi hakkına dayanarak elatmanın önlenmesi davası açmış bulunmaktadır. Bu sebeple davacı tapu iptali ve tescil davası açarak Borçlar Kanunun 512.maddesi uyarınca hakkını kanıtlayıp adına tescile karar alındıktan sonra elatmanın önlenmesi davası açabilir. Bu sebeple noter ölünceye kadar bakma akdine dayalı meni müdahale davasının reddinde bir usulsüzlük görülmemiştir.
Tapusuz taşınmazlara dair elatmanın önlenmesi davasına gelince Medeni Kanunun 613.maddesi uyarınca bir kimsenin sağlığında mirasçılardan birinin diğer mirasçılar veya üçüncü bir şahıs ile o kimsenin mirası hakkında ve kendi iştirak ve muvafakati olmaksızın yaptığı mukaveleler batıl ve hükümsüzdür. Böyle bir mukavele mucibince vuku bulan teslimat geri istenebilir, hükmündedir. Bu maddeye uygun düzenlenen mukavelelerinde yazılı şekilde yapılmış olması şarttır. Terekesi sözleşme konusu yapılan şahsın hayatında bu sözleşmeye iştiraki ve onu onaması sözleşmenin geçerlik şartıdır. Henüz açılmamış mirasa ilişkin sözleşme bir taahhüt muamelesidir. Buna göre tapusuz taşınmaz sözleşmeye iştirak eden kız çocukları tarafından davacıya teslim edilirse babada ölürse sözleşmeden mütevellit fazla payına elatmanın önlenmesi davası açılabilir. İlmi ve kazai içtihatlara göre Türk Medeni Kanunu şerhi Senai Olgaç Sayfa: 487-1967 Basımı buna göre mahallinde keşif yapılıp Medeni Kanunun 613.maddesi değerlendirmeye alınıp babanın sağlığında çocukları arasında yapmış bulunduğu 22.8.1988 tarihli taksim sözleşmesine karşı çıkılmadığına ve bu sözleşmeye itibar edildiğine nazaran bu sözleşmeye göre davacıya bırakılan taşınmazlara bir elatmanın önlenmesi olup olmadığı keşfen tesbit edilerek bütün incelemeler sonunda varılacak kanaate göre hüküm kurmak gerekir. Eksik inceleme araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: 1- Yukarıda yazılı nedenlerle; tapulu taşınmazın ölünceye kadar bakma akdi nedeni ile kendisine verildiği iddiası ile açılan elatmanın önlenmesi davasının reddi doğru görüldüğünden temyiz itirazlarının reddine,
2- Yukarıda yazılı nedenlerle tapusuz taşınmazlar yönünden hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy