(1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.5.1992 üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine, Kadastro Mahkemesine gönderilmesine dair verilen 2.5.1995 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: 902 sayılı parselin Hazine adına Kadastro sırasında yazılması üzerine Ahmet ..... zilyetliğe dayanarak Kadastro komisyonu nezdinde itirazda bulununca komisyon itirazı inceleyerek Hazine adına tespit ve tahdidi kaldırıp itirazı kabul ederek Ahmet ....... adına 902 sayılı parseli yazmış ve de bu kararını Hazine'ye tebliğ etmiştir. Hazine süresinde Kadastro Mahkemesine dava açmamıştır. Bu parsel Ahmet ...... adına yazıldığından Hazine de dava açmadığından tespit bu kişi adına kesinleşmiştir. Hazine Kadastro Mahkemesindeki dava açma süresini kaçırmıştır. Ne var ki Ahmet ....... sanki komisyon aleyhine karar vermişçesine Kadastro Mahkemesine dava açmış davası Kadastro Mahkemesinde görülerek kabul edilmiş Hazine hükmü temyiz etmişse de talebi ret edilerek karar onanmıştır. Fakat Hazine Kadastro Mahkemesinde dava açma süresini kaçırınca yerel Mahkemede işbu davayı açarak tespitin iptalini ve tescil istemiştir. Mahkeme de Kadastro Mahkemesindeki Ahmet .......'nin davası dolayısı ile genel Mahkemenin görevsizliğine dosyanın Kadastro Mahkemesine devrine karar vermiştir. Oysa 902 sayılı parsel komisyonca Ahmet ...... adına yazıldığına ve bu Ahmet ....... tebliğ tarihinden 6 gün önce Kadastro Mahkemesine 5.12.1990 tarihinde dava açmış ve Hazine aleyhine karar almış ve bu karar kesinleşmiş olmakla Hazine'yi bağlar. Bu nedenle genel Mahkemedeki devir kararı Hazine ile Ahmet ......' nin davalaşması sonunda taşınmazın Ahmet ...... adına tescili sonunda H.U.M.K. nun 237.maddesi gereğince kesin hüküm oluşturduğundan Mahkemenin görevsizlik kararı vermesi aşaması itibarıyla doğru görülmediğinden Mahkemenin görevli bulunması ve davanın esası ile ilgili bir karar verilmek üzere, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 11.3.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy