(743 S. K. m. 633) (1086 S. K. m. 186)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.4.1993 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.3.1997 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı cebri tescil istemine ilişkindir. Alıcı davacı Ramazan ...... satıcıyı hasım göstererek 7.4.1993 tarihinde tescil davası açmış, ve aynı zamanda 20.4.1993 tarihinde taşınmazın ahara intikalinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve karar tapuya işlenmiştir. Dava devam ederken bu kez malik ikinci kere taşınmazı Bilal ......e satış vaadi sözleşmesi ile sattığı için Bilal satıcı aleyhine cebri tescil davası açmış ayrı ayrı mahkemelerde dava devam ederken Bilal .....'ün davası daha önce karara bağlanmış ve Bilal ....... davayı kazanmıştır. Kararı kesinleştiğinde tapuya işlem yapmak üzere götürdüğünde ihtiyati tedbir kararı ile karşılaştığından tapuda işlem yapamamıştır. Bu kere Bilal ....... harçsız dilekçe ile davalı yanında davayı müdahale etmiştir. Ve davacının davasının reddini savunmuştur. Mahkeme Bilal .......'ün lehine aldığı kararı bu davada kaldıramayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Olaya göre bir bağımsız bölüm maliki tarafından iki ayrı kişiye satış vaadi sözleşmesi ile satılmıştır. Bilal ...... her ne kadar davacıdan sonra dava açmış ise de ondan önce karar almıştır. Almış olduğu bu karar, davacı Ramazan ...... o davada taraf olmadığı için onu bağlamaz. Aksine Ramazan'ın davasında ihtiyati tedbir kararı da alınmıştır. O halde Bilal ...... ile Razaman ....... karşı karşıya gelerek satış vaadinden doğan şahsi haklarını hangisinin diğerine karşı tercih edileceği münakaşa konusu yapılmalıdır. Bu nedenle bunlar düşünülmeden usulü noksanlıklar, örneğin; her ne kadar tapuda nizalı taşınmaz satıcı Nazmi üzerinde gözüküyor ise de M.K.633.maddesi ve konulan ihtiyati tedbir gözetilerek hiç olmazsa H.U.M.K.nun 186.maddesi de çalıştırılarak satıcının yanında Bilal ...... davaya sokulup, toplanan delillerde münakaşa edilerek bir sonuca varmak lazım gelirken olaya uymayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 13.4.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy