(818 S. K. m. 81, 162, 163)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.2.1991 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.11.1997 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İ. mirasçıları vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili 18.2.1991 günlü dilekçesiyle 8.7.1988 günlü inşaat sözleşmesi ve 22.5.1989 günlü noterlik listesi ile davalı müteahhit Platin .......'e bırakılan B-2 Blok 7 No.lu daireyi, 10.10.1990 tarihli noter satış vaadi sözleşmesiyle bedelini ödeyerek Platin ........'ten satın aldığını beyanla arsa sahibi ve müteahhit aleyhine tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Mahkemece 15.3.1991 tarihli fesih sözleşmesiyle inşaat sözleşmesinin davalı arsa sahibi ve müteahhit arasında fesh edildiği ve nizalı dairenin arsa sahibine bırakıldığı gerekçesiyle 15.12.1993 tarihinde davanın reddine dair verilen karar 14.Hukuk Dairesinin 21.3.1995 tarihli Bozma ilamı ile ...fesih sözleşmesinin muvazaalı olduğuna dair delillerin incelenmesi ve müteahhit'in inşaat sözleşmesinden doğan edimini yerine getirip getirmediğinin, Borçlar Kanunun 162.maddesi gereğince davacıya temlik ettiği kişisel hakkını kazanıp kazanmadığının tespiti için inşaatın durumunun keşfen incelenmesi... gerektiği yönlerinden iki aşamalı olarak noksan soruşturma yönünden bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, 8.7.1988 tarihli inşaat sözleşmesinin 7.maddesine göre inşaat seviyelerinin her blok için ayrı ayrı değerlendirileceği hükmüne göre, 4.11.1996 tarihinde bozmadan sonra yapılan keşifte 7 Bloktan oluşan sitede ilk iki binanın oturulur vaziyette olup, üç kişilik inşaat mühendisleri bilirkişi kurulunun keşif raporuna göre dava konusu B-2 Blokta inşaat seviyesinin % 38.34 oranında olup genel inşaat seviyesinin % 59.51 oranında olduğu, yaptığı işin yüzdesine göre müteahhidin 39 adet tapuyu hak ettiği beyan edilmiş, taraf vekillerinin itirazı üzerine, bilirkişi heyetinden alınan 26.5.1997 tarihli ek raporda da önceki raporlarının doğru olduğunu beyan etmişlerdir. Bu durumda 15.3.1991 tarihli fesih sözleşmesine rağmen müteahhit Platin Yürek tarafından inşaata devam edildiği anlaşılmakta ise de; davacının müteahhitten satın aldığı dairenin arsa payı ile birlikte adına tescilini isteyebilmesi için; müteahhittin arsa sahiplerine karşı inşaat sözleşmesiyle yükümlendiği edimini henüz yerine getirmediği Borçlar Kanununun 81-162-163 maddeleri gereğince kişisel hak kazanmadığı, bu nedenle, müteahhittin halefi olan davacının müteahhitten satın aldığı dairenin arsa payı ile birlikte adına tescilini isteyebilme hakkı doğmadığından, mahkemece önceki bozma ilamında belirtilen temlik hükümlerinin incelenmesi müteahhittin edimini yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi yönündeki ikinci aşaması dikkate alınmadan, davanın kabulüne dair verilen karar usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.3.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy