(743 S. K. m. 638, 657, 764, 931) (2762 S. K. m. 29)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.2.1997 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.7.1997 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Vakıflar idaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava konusu arazinin bulunduğu yere 1950'li yıllarda kadastro gelmiştir. Buna göre nizalı taşınmaz evkaftan mazbut Mihrişah Valide Sultan Vakfı olduğu, tapuda yazılı bulunduğu halde taviz bedelleri için vakıf şerhi tapuya işlenmeden tapu tesis edilmiştir. Sonradan Vakıflar idaresinin başvurusu üzerine vakıf şerhi tapuya konmuştur. Bu şerhin kaldırılması ile ilgili istek idare mahkemesince reddedilmiş karar henüz kesinleşmemiştir.
Vakıflar Kanununun yürürlüğe girmesi ile taviz bedellerinin ödenmesi ve vakıfların tasfiyesi ile ilgili durumlar düşünülmüş ve buna göre 10 yıllık süre içinde tasfiye bedellerinin ödenmesi ile vakıfların kullanan mutasarrıflara dönüşünün sağlanması amaçlanmıştır. Ve son olarak Vakıflar Kanununun 28.9.1983 gün ve 2888 sayılı kanunla değişik 29. maddesi ile ödenmeyen icareteyn ve mukataalar ivaza dönüşmüştür ve vakfın hakkı, bu ivaz karşılığında taşınmazın tamamı üzerinde ipotekle temin edilmiş sayılmıştır. 1996/4-560 Esas, 1996/784 ve 13.11.1996 tarihli Yüksek Genel Kurul Kararına göre, 2888 sayılı kanunla değişik Vakıflar Kanununun 29. maddesi ve özellikle icareteynli ve mukataalı vakıf taşınmaz malların taviz bedelleri mutasarrıflarınca ödenip mülkiyeti devralanlar için öngörülen 10'ar yıllık sürelerin dolmasından sonra, mülkiyetin mutasarrıfa geçeceği ve vakfın bu taşınmaz mal üzerindeki hakkının ivaza dönüşeceği, vakfın bu hakkı için de taşınmazın tamamı üzerinde ipotek tesis edilmiş sayılacağı, 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 2888 sayılı kanunla değişik 29. maddesi hükmü gereğidir. Hukuk Genel Kurulunun 19.9.1990 gün 332/415 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere taviz bedeli ödenmedikçe temliki tasarruf yapılamayacağına ilişkin takyit bir gayrimenkul mükellefiyetidir. Yine Medeni Kanunun 764. maddesinde takyit edilen gayrimenkulün maliki değiştiği takdirde, yeni malikin başka bir muameleye hacet kalmaksızın gayrimenkul mükellefiyetinin mevzuuna dair şeylerle borçlu olacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükmün doğal sonucu olarak kayıt ve belgelerden aslının vakıf taşınmaz mal olduğunun anlaşılması halinde vakıf şerhinin intikal (gitti) kayıtlarına sonradan işaret edilmiş bulunması veya dayanaksız olarak silinmesi yeni maliki bu mükellefiyetten yani taviz bedelini ödemekten kurtaramaz. Yasadan doğan gayrimenkul mükellefiyeti karşısında sonraki malikin iyi niyet iddiasında bulunarak Medeni Kanunun 638 ve 931. maddelerinden yararlanmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Zira Medeni Kanunun 657. maddesinde de bu husus açıkça belirtilmiştir.
Yine Medeni Kanunun 917. maddesi uyarınca Hazinenin sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için temliki tasarruf sonucu oluşan kayıt ilgililerine uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini için başvuru imkanının kalmaması icap eder...
Bu duruma göre, evveliyat kayıtları fotokopilerinin dosya içerisinde olduğu görülmüştür. Yukarıda bahsedilen 2888 sayılı kanunun getirdiği kanuni ipotek hakkı gayrimenkulü takip edeceğinden bunun bir kanundan doğan sükûtu hak müddeti istisnası olup olamayacağı tartışılmalı, yukarıdaki Genel Kurul Kararından da yararlanılarak bir hüküm kurulmalıdır, öyle Vakıflar vardır ki aslı mera olduğu için sükûtu hak müddetine tabi değildirler. Bunlar hakkında sükûtu hak müddeti uygulanmaz. İçtihatlarla bu durum belirgin hale gelmiştir. 5.6.1935 tarihli 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 29. maddesinde: 10 yıl içinde bu kanun hükümlerine göre taviz bedeli vermek yolu ile icareteyn veya mukataa kayıtları terkin edilmemiş olan gayrimenkullerin mülkiyeti 10 yılsonunda kendiliğinden mutasarrıflarına geçer ve vakfın hakkı da ivaza dönerek gayrimenkulün tamamı bu ivaz karşılığında birinci derecede ve birinci sırada Kanuni ipotek sayılır hükmünü getirmiştir. Buna göre Vakıflar tasfiye edilecek fakat taviz bedelleri mutlaka mutasarrıfları tarafından ödenecek böylece vakfın hakkı ivaza dönecek bunu güvence altına almak içinde gayrimenkulün tamamı üzerinde birinci derecede ve birinci sırada ipotekli olmuş 'sayılacak. Bu duruma göre 13.6.1945 tarih 4775 sayılı Kanun ile bu 10 yıllık müddet 10 yıl daha uzatılmış, bilahare 2888 sayılı yasa ile bu husus pekiştirilmiştir. Tapu kayıtlarında gösterilen vakıf şerhinin altındaki çamlık, koruluk, sazlık tabirleri ile bu taşınmazın öncesinin hangi tür vakıf olduğu incelenmeden karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 31.03.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy