(743 S. K. m. 650)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.01.1995 ve 17.02.1995 gününde verilen dilekçeler ile Medeni Kanunun 650. maddesine davalı tapu iptali tescil, birleşen dava da ise elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; köy tüzel kişiliğinin tapu iptali ve tescil davasının reddine, birleşen elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair verilen 22.10.1997 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı (davalı) köy tüzel kişiliği vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dosya kapsamına, toplanan delillere, idare mahkemesinin istimlak işleminin iptaline dair kararının gerekçesine, her ne kadar istimlakten sonra acele el koyma kararı da köy tarafından alınmış ise de istimlak kararının iptali için dava açıldığı köy tarafından bilinmesine ve bu kararın kalkması halindeki doğacak durumun önceden düşünülmesi gerekirken köy hükmi şahsiyeti tarafından bu yönde ihmal gösterilmesi ve inşaata devam edilmesi, Medeni Kanunun 650. maddesindeki subjektif unsurun temlik isteyen köy lehine oluşmadığını gösterir. Mahkemenin temlik isteğinin reddine karar vermesinde bir usulsüzlük görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 01.05.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Köyün kamulaştırması sonucu çekişmeli yer 2942 sayılı Kanunun 16. maddesine göre kamulaştırılan köy adına tapuya bağlanmış ve köy buna dayanarak inşaat yapmıştır. Bu nedenle iyi niyetli sayılmalıdır. Hal böyle olunca diğer koşulların da varlığının saptanması durumunda davacı köyün Medeni Kanunun 650. maddesine davalı davasının kabulü gerekir. Bu bakımdan sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy