(743 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 60, 89) (3194 S. K. m. 15, 18)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27.6.1994 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.7.1994 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5.5.1998 gün ve 40543 sayılı tebliğnamesiyle HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 27.6.1994 günlü dilekçesiyle, Tekirdağ İli Saray İlçesi Büyükyoncalı Köyünde bulunan, 1316 sayılı parsel 2000 metrekare tarla cinsi ile davalı adına kayıtlı taşınmazı, davacıların haricen satın ve teslim aldığını beyanla on davacı adına payları oranında iptal ve tescil istemiştir. Mahkeme; davalının, davayı kabul ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Medeni Kanunun 634. Borçlar Kanunun 213. Noterlik Kanunun 60/3 ve 89. maddeleri gereğince, taşınmazların haricen satışları geçersiz olduğu gibi, bu genel hükümlere KAMU DÜZENİ gereğince getirilmiş bir istisna olan, ÖZEL HÜKÜM niteliğindeki, İmar Kanunun 18/son maddesi gereğince, istisnaları hariç, İMAR PLANI OLMAYAN yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz".
Ve yine İmar Kanunun 15. maddesine göre "İmar Planlarına göre yol, meydan yeşil saha, park ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan gayrimenkullerin bu kısımlarının ifrazına veya tevhidine izin verilemez".
İmar parselasyon planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin bu planlara uygun olması şarttır.
"İMAR PLANI DIŞINDA KALAN alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin verilemez." denmektedir.
Bu hükümler; imar planları yapılmış ve imar hududu içine alınmış arsa ve arazilerde, planlı bir şekilde yapılaşmayı ve şehirleşmeyi sağlamak için konulmuş olup, bu konuda Belediye ve Valiliklere görevler verilmiştir.
Davalı, davayı kabul ediyorsa tapuda vereceği ferağ ile bu satış gerçekleşebilir, bu yol mevcut iken yargı yoluna başvurulması gerekmez. Ancak, Tapu Sicil Müdürlükleri, İmar Kanunun yukarıda açıklanan 18. maddesi gereğince bu satışlara itibar edip, işlem yapmamaktadır. Dava konusu parsel büyük arazi parçası olup içerisinde çok miktarda bina yapılabilecek nitelikte, ancak tapuda TARLA cinsi ile kayıtlı olduğu, satılan hisselerin giderek küçüldüğü ve satışların arttığı açılan dava dosyalarının sayısından anlaşılmakta olup, bu olgu yapılaşma amacının varlığını gösterdiği gibi, yıllarca süren bu tip satışlar yüzünden şehirlerimizin kenarlarında gecekondu mahalleri doğduğu, sağlıksız şehirleşmeye sebebiyet verildiği tespit edilmektedir.
Yasanın gayesi İmar Planı dışındaki yerlerin sağlıksız şehirleşmesini engellemek olduğuna göre, dava konusu taşınmazın İmar Kanununun yukarıda belirtilen hükümlerine göre satışı yasaklanan yerlerden olup olmadığı, uygulamanın Kanuna karşı hile sayılıp, sayılmayacağı araştırılmadan, davalının davayı kabul beyanına itibar edilerek, tesis edilen hüküm, Usul ve Kanuna aykırı görüldüğünden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı gerekçelerle mahkeme hükmünün HUMK.nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak üzere Kanun Yararına BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, Bakanlıkça Resmi Gazete'de yayınlatılmasına, 9.6.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy