(743 S. K. m. 650) (4721 S. K. m. 724)
Dava: Davacı (K. davalı) vekili tarafından, davalı (K. davacı) aleyhine 30.5.1997 gününde verilen dilekçe ile MK. nun 650. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil, karşı dava olarak da 12.9.1997 tarihli dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; ilk davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 18.3.1998 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı (K. davacı) vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, haricen satın aldığı taşınmaz üzerine bina yaptığını ancak, kadastro çalışmaları sonucu evinin bulunduğu yerin davalı tapusu kapsamında kaldığını ileri sürerek MK. nun 650 maddesi gereğince tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı idare, davanın reddini savunmuş, karşı dava ile de elatmanın önlenmesi ve kal talep etmiştir.
Mahkemece, taşınmazların öncesinin de tapulu olduğu davalının kendi tapusu kapsamında kalan yerlerin etrafını duvarla çevirdiği, dava konusu evlerin duvar dışında kaldığı gerekçesiyle davacıyı iyi niyetli sayarak tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare temyize getirmiştir.
Dava, MK. nun 650. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Anılan maddeye göre, kendi malzemesi ile başkasının taşınmazı üzerine iyi niyetli bina yapan kişi bina değeri zemin değerinden açıkça fazla ise bedeli karşılığı yerin kendisine verilmesini isteyebilir. Bu maddenin uygulama alanı gerekçesiz satışlara dayanarak bir malı samimiyetle satın alan kişinin şekil noksanlığı ve benzeri işlerden dolayı malik tarafından tapunun kendisine verilmemesi cayılması durumlarında ortaya çıkmaktadır. Bu da sübjektif koşulun yani iyi niyetin temelidir. Diğer bir koşul da objektif koşul yani bina değerinin zemin değerinden açıkça fazla olması durumudur.
Yukarıda açıklanan ilkelerden de anlaşıldığı gibi MK. nun 650. maddesi kişiye şahsi hak sağlar ve hak sahibi yani binayı yapan kişi bu hakkını ancak zemini kendisine satan kişiye karşı ileri sürebilir. Somut olayda ise yukarıda açıklanan koşulların ikisi de gerçekleşmemiştir. Yani davacı muhdesatı kendisi yapmadığı gibi, davalı ile aralarında şahsi hak sağlayacak herhangi bir hukuku ilişki de söz konusu değildir. Bu durumda davanın reddine karar vermek gerekir, kaldı ki kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar için MK. nun 650. maddesine dayanılarak tescil isteminde bulunulamayacağı hususu da gözetilmemiştir. Bu nedenlerle ilk davanın kabulüne, karşı davanın da reddine dair hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 22.06.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy