(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 11.12.1997 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.6.1998 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı yola bağlantısı olmayan 230 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu ve davalıya ait 229 parsel sayılı taşınmazdan geçit tesisine karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu 230 sayılı parsele bitişik 171 sayılı parselin de davacıya ait olduğunu bu parselden yola çıkışının daha kolay ve yakın olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkeme yaptığı inceleme sonucu davalı 229 parsel sayılı taşınmazdan davacı taşınmazı lehine geçit hakkı tesisine karar vermiştir.
Lehine geçit tesisi istenen 230 parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalı 229 parsel maliki Fatma G. müşterek maliktirler. Fatma G. 229 sayılı parselin ise tek başına sahibidir. Geçit hakkı davalarında leh ve aleyhine geçit tesisi istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada taraf olması kuraldır. Lehine geçit tesisi istenen taşınmaz malikinin davacı, aleyhine geçit tesisi istenen taşınmaz maliklerinin ise davalı tarafta yer almaları gerekir. Somut olayda ise, davalı Fatma G. aleyhine geçit tesisi istenen 229 parsel sayılı taşınmazın tamamına, lehine geçit tesisi istenen 230 parsel sayılı taşınmazın ise bir kısım hissesine sahiptir. Bir davada davacı ve davalı olmak üzere iki taraf vardır. Dava iki tarafa sistemine göre kurulmuştur. Tarafların yani davacı ve davalının başka başka kişiler olması gerekir. Davada taraflar aynı kişi haline gelirse dava sona erer. Davalı Fatma G.ün hem davalı hem de davacı sıfatının alması her davada bir kişinin ya davalı ya da davacı olabileceği iki sıfatı birlikte alamayacağı hususundaki genel kurala aykırılık oluşturur. Bu nedenle davalının lehine geçit tesisi istenen 230 parsel sayılı taşınmazda hissedar olmasına rağmen davacı olarak davada yer almaması doğrudur. Bu durum geçit hakkı davalarında leh ve aleyhine geçit tesisi istenen taşınmaz maliklerinin davada taraf olması hususundaki kuralın istisnasını oluşturur.
Ayrıca, aleyhine geçit tesis edilen taşınmazın yola cephesi diğer komşu taşınmazlara göre daha az ise de, davalı lehine geçit tesisi istenen taşınmazda da hissedar olduğundan hükümde bu hususta da bir isabetsizlik yoktur.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 30.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy