(818 S. K. m. 19, 20) (634 S. K. m. 2, 3, 4)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.3.1998 gününde verilen dilekçe ile noter satış vaadi sözleşmesi gereğince hükmen tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.10.1998 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 9.6.1988 tarihli noter satış vaadi sözleşmesi gereğince 23 sayılı parseldeki "iki katlı kargir ev" cinsindeki taşınmazda satın ve teslim alınan birinci normal katın hükmen tescili isteğine ilişkindir. Mahkeme henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığı gerekçesiyle davayı red etmiş, davacı vekili hükmü temyiz etmiştir.
Borçlar Kanunun 19 ve 20. maddelerinde de belirtilen sınırlamalara dikkat edildikten sonra, ana taşınmazda kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığı bir devrede bağımsız bölümün devri için satış vaadi sözleşmesi yapılmasına Eşya Hukuku ve Borçlar Kanunu yönünden bir engel yoktur. Belirli bir bağımsız bölümün ve arsa payının satış vaadi sözleşmesine konu olan binada kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmadan önce belirlenip tesciline karar vermek mümkündür. Bu nedenle bir taahhüt belgesi olarak davacının noter satış vaadi sözleşmesi geçerlidir.
Davaya konu olan olayda nizalı taşınmaz kat mülkiyeti kurulacak türden bir taşınmaz olduğu takdirde, 24.4.1978 tarih 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 2, 3, 4.maddelerinde açıklanan esaslara göre aralarında emlak değerinden anlayan bilirkişide bulundurmak suretiyle seçilecek uzman bilirkişi heyeti aracılığı ile dava konusu taşınmazda keşif yapılarak mevcut apartmanın ve dava konusu bağımsız bölümün "tasdikli projesine göre" ayrı ayrı dava günündeki değerlerinin tespiti, sonra Apartmanın değeri ile herbir bağımsız bölümlerin değerleri arasında ayrı ayrı orantı kurulması, herbir bağımsız bölüme isabet edecek arsa payının bu şekilde saptanması, dava konusu satılan daireye tekabül eden arsa payının, satıcının tapudaki payından iptali ile davacı adına tescili ve tesciline karar verilecek payın dava konusu davacıya satılan bölüme ait olduğu ve bu bölümün tesciline karar verilen arsa payına tebaen kullanılacağı hükümde belirtilmek suretiyle davanın çözümlenmesi gerektiği nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 12.2.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy