(2762 S. K. m. 26, 27, 28, 29, 30) (743 S. K. m. 638, 657, 764, 931)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.1.1998 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin yazılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 3.11.1998 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın evveliyat kayıtların da Cihanzade Mustafa Ağa Vakfı şerhi bulunmasına rağmen 1961 tarihinden itibaren tedavül kayıtlarına bu şerhin işlenmediğini, taviz bedeli ödenmeden bu şerhlerin kaldırılmayacağını. Tapu Sicil Müdürlüğüne Vakıf şerhinin yazılması konusundaki başvurularının reddedildiğini belirterek nizalı taşınmaza vakıf şerhinin yazılmasını istemiştir.
13.12.1935 tarihinde yürürlüğe giren 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 26. maddesiyle vakfa ait taşınmazların icareteyn ve mukataaya bağlanması yasaklanmış 27, 28, 29 ve 30 maddelerinde mukataalı ve icareteynli taşınmazların taviz bedeli karşılığında mutasarrıfına geçeceği, taviz bedelinin belirlenen sürelerde ödenmemesi halinde mülkiyetin yine mutasarrıfına geçeceğini ancak taşınmazın tamamının bu taviz bedeli karşılığında birinci derecede ve birinci sırada ipotekli sayılacağı hükmü getirilmiştir.
Davacı dava konusu taşınmazda Cihanzade Mustafa Ağa Vakfı şerhi olduğunu iddia etmektedir. Vakıf şerhi taşıyan tapu kayıtları kapsamında kaldığı iddia edilen her taşınmazın taviz bedeli ile sorumlu olduğu söylenemez, özel mülkün kuru mülkiyeti ve tasarruf hakkının vakfedilmesi ile oluşan sahih vakıflarda özellikle icareteynli ve mukataalı vakıflarda ancak taviz bedelinin ödenmesi karşılığında vakıf şerhlerinin bilinebileceği uygulama ve bilimsel görüşlerde tartışmasız kabul edilmektedir. Bu nedenle vakfın türünün saptanması sorunun çözümlenmesinde önem taşımaktadır.
Dava konusu taşınmazın ilk tesis kaydı olan Kanunuevvel 318 tarih 77,78 ve 76 No'lu kayıtlar ve bunların tüm tedavülleri dosyada mevcut değildir. Bu yönü ile tapu kayıtları eksiktir. Dosyada bulunan 1930 tarihli tedavülde taşınmazların nevi hanesinde Cihanzade Mustağa Ağa Vakfından mülhak olduğu belirtilmiştir. 1961 tarihli ve daha sonraki tedavüllerde nevi hanesi boş bırakılmış, 1962 yılında başka taşınmazlarla tevhid edilerek cinsi arsa olarak düzeltilmiş ve daha sonra ifraza tabi tutulmuştur. Dosya da 1259 tarihli Cihanzade Seyyid Mustafa Efendi tarafından Koçarlı nahiyesinde icare verilecek vakıf malların belirlendiği vakıfname olduğu halde keşifte uygulanmamıştır. Mahkemece nizalı yere ve evveliyat kayıtlarında bu yerle tevhid edilen taşınmazlara ait tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin, kadastro tutanaklarının ifraz sonucu oluşan kayıtların ilgili yerlerden temini ile bu kayıtlar ve vakıfname mahalline uygulanarak ve 1961 yılındaki tedavülde neden vakıf şerhinin yazılmadığı, taviz bedelinin ödenip ödenmediği hususu araştırılmalı, vakıf türünün ne olduğu nizalı yerin vakıfname ve kayıtlar kapsamında kalıp kalmadığı öncelikle saptanmalıdır. Bu tespitlerden sonra 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 2888 sayılı kanunla değişik 29. maddesine Medeni Kanunun 657, 638, 931, 964 maddelerine Hukuk Genel Kurulunun 19.9.1990 tarih 1990/1-332-415 sayılı kararına göre, icareteynli ve mukataalı vakıflarda vakıf şerhinin kaldırılması için taviz bedeli ödenmesi gerektiği taviz bedelinin bir gayrimenkul mükellefiyeti olduğu ve ancak taşınmazı takip edeceği hususları nazara alınarak toplanacak delillere göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.03.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy