(1086 S. K. m. 409) (492 S. K. m. 30)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.1.1997 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.7.1998 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, maliki olduğu 5653, 5654, 5655, 5661, 5662, 5705, 5710, 5711 sayılı parsellerine davalının elatmasının önlenmesini istemiştir. Mahkeme, mahallinde keşif yapmış, dava konusu taşınmazların değeri 5.132.930.000 TL olarak tespit edilmiştir. Tespit edilen bu değer üzerinden 15.4.1998 tarihli oturumda eksik harcı yatırması için davacı vekiline 10 günlük kesin önel verilmiştir. Sonraki 6.5.1998 tarihli oturumda davacı vekili, davayı başvuruya bıraktığını bildirmiş, aynı oturumda duruşmaya gelen davalı asil bir diyeceği olmadığını belirtmesi üzerine, mahkeme HUMK'nun 409/1 maddesi gereğince dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermiştir.
Daha sonra davalı vekili 21.5.1998 tarihinde yapılan oturumunda tekrar davacı tarafa eksik harcı yatırması için bu kez 3 günlük kesin önel verilmiştir.
Son celse davacı vekili eksik harcı yatırmadıklarını, kendilerinin davayı başvuruya bıraktıklarını, davanın davalı tarafça yatırılması gerektiğini belirtmiş, Mahkeme kesin önele rağmen ara kararı gereğini yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- HUMK'nun 409/1 maddesi "Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerin ibildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir." hükmünü içerir. Anılan maddeye göre başvuruya bırakılan davayı taraflardan herhangi birisi yenileyebilir. Yasal süresi içinde yenilenen dava eski davanın devamı niteliğinde sayılır. Bu nedenle de yenileyen tarafın usuli işlemlerdeki eksikliği gidermek gerekir.
Somut olayda davacı, Harçlar Kanunun 30. maddesi gereğince eksik harcı tamamlamamış, daha sonra da davayı başvuruya bırakmıştır. Taraflar, davayı yürütmek zorunda olmadıkları gibi, Mahkemecede açılmış olan davayı takibe zorlanamazlar. Dava davalı tarafından yenilendiğine göre, harç eksikliğinde onun tarafından tamamlanması gerekir. Bu nedenle eksik harç davalı tarafa tamamlattırıldıktan sonra görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, usulüne uygun olarak verilmeyen kesin önele uyulmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- 19.9.1966 tarih 9/9 sayılı İçtihadi Birleştirme Kararına göre, "Davanın açılış günündeki çekişmeli taşınmazın değeri fazla olduğu için dava görev yönünden reddedilirse, davalı yararına belirlenecek avukatlık parasınnı hesabında taşınmazın gerçek değeri değil, davalının dava dilekçesinde gösterdiği değer esas alınır." Mahkemece bu kural gözetilmeksizin keşifde belirlenen değer üzerinden vekalet ücretinin saptanması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya aykırı hükmün (BOZULMASINA), istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 17.6.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy