(743 S. K. m. 618, 661, 664)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.8.1997 günnüde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna dayalı murazanın giderilmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.5.1999 günlük hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 2416 parselin maliki olduğunu, bu parselinde yüksek sistem bağ yetiştirdiğini, koşu 2417 parselde ise davalı S tarafından sınıra çok yakın dikilen bağ çubuklarının kendi taşınmazına gölge yaparak zarar verdiğini, taraktör geçişini de engellediğini belirterek, komşuluk hukukuna istinaden 2417 parseldeki bağ çubuklarının direk ve telleri ile birlikte kal'ini ve muarazanını bu şekilde giderilmesini istemiş, mahkeme davalılara ait 2417 parselde bulunan 65 adet bağ çubuğunun köklenerek kaldırılması suretiyle davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalılar vekili temyize getirmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme ile hükme dayanak yapılan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli değildir.
Medeni Kanunun 618. maddesi uyarınca birşeye malik olan kimse o şeyde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf edebilir. Kamu hukukan ilişkin kısıtmalar dışında bir kimsenin kendi mülkünde ağaç dikmesini ve ondan yararlanmasını engelleyen bir hüküm yoktur. Malik olduğu taşınmazdan ağaç dikmet suretiyle yararlanan kişinin bu tasarrufu kural olarak Medeni Kanunun 661. maddesi şümulüne giren bir taşkınlık sayılmaz. Ağaçların dal ve kökleri komşu taşınmazına geçmez ise gölge ile zarar verme durumu ortaya çıkar ise o zaman Mk. 661. maddesinin uyulanması sözkonusu olabilir şartlar üzerinde durmak gerekir. Medeni Kanunun 654. maddesinde ağaçlarla dal ve kökleri hakkında özel bir düzenleme getirilmiştir.
Sözü edilen madde hükmüne göre bir ağacı dalları ve kökleri ancak komşunun mülküne geçip de zarar verdiği takdirde kaldırılabilir. Anılan maddeye göre bu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Davacı, davalı taşınmazında bulunan bağ çubuklarının kendi taşınmazına zarar verdiğini iddia ettiğine göre, mahkemece, Medeni Kanunun 664. maddesi hükmü çerçevesinde incelem yapılarak taşınmaz başında dinlenecek uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile sınıra yakın dikildiği belirtilen bağ çubuklarının kök ve dalları ile davacı taşınmazına zarar verip vermedğinin açıkça saptanması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Uzman bilirkişiden eğer bir zarar var ise bu zararın taraf taşınmazlarının konumuna, niteliklerine, yöreel örf ve adetlere, özellikle teknik ziraat kurallarına göre hangi önlemlere başvurulmak suretiyle giderilebileceği konusunda bilimsel ve gerekçeli rapor alınarak, raporda önerilen önlem ya da önlemlerden olaya en uygun düşenine ve adil olanına hükmetmek gerekir. Ancak, açıklandığı gibi burada zararın meydana gelmesi şarttır. İleride husule gelecek muhtemel zararın giderilmesi istenemez.
İşte bu yönler gözetilmeden, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; yerinde görülen temyiz itirazlarının kaulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 8.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy