(743 S. K. m. 643) (1086 S. K. m. 245, 287, 292)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.2.1999 gününde veril en dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmes üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.7.1999 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili taraından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tapuda 1 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazda Hazine hissesini davalı ile birlikte satın aldıklarını, bu taşınmazın 160 m2'sini davalının bilaharek kendisine devretmeyi taahhüt edip, borçlu hanesinde imzaı olan bir bononun arka yüzüne davalının bu kesimi kendisine devredeceği yazılı olmasına rağmen şimdi bu taahhüdüne uyup, devri gerçekleştirmediğinden bahisle tapu iptali ve tescil istemiş, mahkemece yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Dava, bu hali ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
5.2.1947 tarih ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bu tür davaların yazılı delil ile ispatı gerekir. Ancak davanın ispatına kafi olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkan bir belgenin varlığı tahakkuk ederse iddianın tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir. İşte arka yüzünde davalı Şerafettinin 160 m2'yi davacı Mehmet'e devredeceği şeklindeki sözler bulunan tarihsiz bono öncesinde taraflanr arasında bir sözleşmenin vukuuna delalet eden bir yazılı delil başlangıcı mahiyetindedir. Bononun arkasındaki yazıda davalı Şerafettin'in ismi yazılı olduğu gibi imzasıda vardır. İnanç sözleşmelerinin yazılı belge bulunmayabilir. Bu gibi hallerde sözleşmeyi ispatlamak için delil başlangıcı müessesinden hukuken yararlanmak lazımdır.
Mahkemece yazılı delil başlangıcı nitelindeki bu belgenin varlığı nedeniyle davcının inançlı işlemi her türlü delille kanıtlayacağı üzerinde durularak taraf delilleri değerlendirilip sonuca gitmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyzi itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 8.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy