(1086 S. K. m. 67, 409)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı H. aleyhine 4.10.1996 gününde verilen dilekçe ile yola elatmanın önlenmesi ve tespit istenmesi üzerin yapılan duruşma sonunda davanın açılmamış sayılmasınan dair verilen 17.6.1999 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi advacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar inelenerek gereği düşünüldü:
Davacılar, davalıların kadım yola elattıklarını ve yol kenarındaki kavak ağaçlarını sahiplendiklerini ileri sürerek, bu elatmanın önlenmesini ve ağaçların kendilerine ait olduğunun tespitini istemişlerdir.
Davacılar, davalıların kadım yola elattıklarını ve yol kenarındaki kavak ağaçlarını sahiplendiklerini ileri sürerek, bu elatmanın önlenmesini ve ağaçların kendilerine ait olduğunun tespitini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savumuştur.
Mahkemece, HUMK'nun 67. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar temyize getirmişlerdir.
HUMK'nun 67/1. maddesi "vekaletnamenin aslını ve örneğini vermeyen vekil dava açamaz. (m.65) ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamaz. şu kadar ki, gecikmesinde zarar umulan hallerde mahkeme, vereceği bir kesin üser içinde vekaletnamesni getirmek şartıyla vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekaletname verilmez veya aynı süre içinde asil yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildimezse dava açılmamış sayılır ve yapılan işlemler hükümsüz kalır. Bu durumda vekil, oturum harcı ile diğer yargılama giderleri(m. 423, 424) ve karşı tarafın uğradığı zrarları ödemeye mahkum edilir." hükmünü içermektedir. Maddeden de anlaşıldığı gibi:
1- Vekilin dava açabilmesi iin vekaletnamenin aslını veya örneğini mahkemeye sunması zorunludur.
2- Ancak, gecikmesinde zarar umulan hallerde verilecek kesin sürye içerisinde advanın açılmasına veya usul işlemlerinin yapılmasına izin verilebilir.
3- kesin süre içinde vekaletname sunulmazsa asilin aynı süre içinde yapılan işlemlere onay vermesi geriklidir.
4- Asilin vekaletname vermeyen vekile onay vermemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
Somut olayda, usulüne uygun vekaletname ile dava açılmış ve yargılama yürütülmüştür. Yani yasanın aradığı ilk koşul gerçekleşmiştir. Yetkili vekilin rahatsızlığı bildiren bir başka avukat 27.4.1999 tarihli oturuma katılmış ve vekaletnamesini sunacağı bildirmiştir. Bu oturumda taraf teşkilinin sağlanması gerektiği saptanmı ve vekaletnamesini vermesi için duruşmaya katılan avukata kesin süre verilmiştir. Yukarıda da açıklandağı gibi kesin süre ancak, gecikmesinde zarar umulan hallerde, (örneğin cevap süresinin geçirilmesi gibi) verilebilir. Eldeki davada, yargılamanın geldiği aşamada nazara alındığında kesin süre verilmesinin koşulları oluşmamıştır. Bu durumda asıl vekilin rahatsızlığının bildirilmesi nedeniyle davalı vekiline mazereti kabul edip etmediğinin sorulması, mazeretin kabul edilmemesi ve davanın da takip edilmeyeceğinin bildirilmesi halide dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirdi. Mahkemece, bu yönler gözetilmemiş, takip eden oturumda, vekaletnamesi olan ve davayı açan vekil davaya katılmasına ve yetkisiz vekilin yapmış olduğu herhangi bir işlemde olmamasına rağmen yargılamaya devam etmek gerkirken davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu karar anılan maddenin aradığı koşullar oluşmadığından yerinde görülmemiş ve bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 29.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy