(2981 S. K. m. 10)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.3.1999 gününde verilen dilekçe ile tahsise dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; idari yargı görevli olduğundan dava dilekçesinin reddine dair verilen 30.9.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkeme İdari yargının görevli olduğu gerekçesiyle dilekçenin reddine karar verilmiştir.
Davacı, dosya kapsamına göre mülkiyeti Hazineye ait Bağcılar İlçesi, Bağcılar köyünde bulunan 960.00 m2 yüzölçümlü arsa niteliğindeki 1418 parsel sayılı taşınmazdan kendisine tahsis belgesi ile tahsis edilen kesimin tapusunun iptaliyle adına tescilini istemiştir. Öğretide ve Yargıtay'da istikrar kazanmış uygulamada tapu tahsis belgesinin bir mülkiyet belgesi olmadığı, yalnızca fiili kullanmayı belirleyen zilyetlik belgesi olduğu, ilgilisine ancak kişisel hak sağlayabileceği ve salt tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin tahsis edilen adına tescilini sağlayamayacağı duraksamaya yer vermeyecek ölçüde belirgindir. (Hukuk Genel Kurulunun 4.12.1996 tarih 1996/14-763 E. ve 1996/864 Karar sayılı Kanun)
Bu tür belgeye dayanılarak davacı adına tescile karar verilebilmesi için nizalı taşınmazın bulunduğu yerde 2981/3290 sayılı Yasaya göre imar uygulaması yapılması, ardında önceden tahsis yapılan kişilere verilen yerlerin bu imar planında müstakil parseller olarak yer alması ve bağımsız tapularının oluşturulması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde tahsis edilen şahıslara bu yerler kanunlar uyarınca verilebilir.
Somut olayda, ilgili davanın Adli yargıda görülmesi ve yukarıda açıklandığı şekilde araştırma yapılarak, davacının tapu tahsis belgesinin hukuken geçerliliğini koruyup korumadığı da saptanarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, idari yargının görevine girdiğinden söz edilerek reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 30.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy