(818 S. K. m. 162, 355)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.7.1997 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.7.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı arsa sahipleri vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, eser sözleşmesi gereği yüklenici tarafından yapılmakta olan binada yükleniciye düşen bağımsız bölümün satış sözleşmesi ile satılmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kural olarak, yüklenici ve arsa sahibi kat karşılığı inşaat yapılması hususunda anlaştıklarında ve anlaşma koşulları yerine getirildiğinde yüklenici kişisel hak kazanır. Bu kişisel hakkına dayanarak da arsa sahibinden edimi karşılığı kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetini isteyebilir. Ya da Borçlar Kanununun 162 ve onu izleyen maddeleri hükmünce yazılı olmak koşuluyla, arsa sahibinin onayını almaya gerek görmeden söz konusu kişisel hakkını üçüncü kişiye temlik edebilir. Yüklenici edimini yerine getirdiğinde üçüncü kişi yüklenici ve arsa sahibine karşı temellük ettiği kişisel hakkını ileri sürebilme olanağına sahiptir. Davacıda bu kişisel hakkına dayanarak dava açmıştır. Bu durumda mahkemece öncelikle yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirip getirmediği saptanmalıdır.
Borçlar Kanununun 162. maddesi uyarınca yüklenicinin arsa sahibinden inşaat sözleşmesine göre edimine karşılık olarak kendisine verilecek daireleri üçüncü şahıslara temliki halinde, temlikin geçerli olabilmesi için binanın sözleşme uyarınca yapılması gerekir. Bu durumda mahkemece, yüklenicinin inşaat sözleşmesinden doğan edimlerini yüzde olarak ne oranda yerine getirdiğinin uzman bilirkişi raporu ile belirlenmesi, yüklenici lehine tescil talep etme hakkı doğduğunun yani yüklenicinin inşaat sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirdiğinin anlaşılması durumunda halefi olan davacı yararına tescil imkanı doğacağının düşünülmesi gerekir. Eğer binada tespit edilecek fiziki gerçekleşme oranına göre, yüklenici edimlerinin tahammülü kabil pek cüz'i bir kısmını yerine getirmemiş ve pek az kalan bu yapı noksanlıkları paraya dönüşebilecek boyutlarda ise bu miktarı yüklenici adına ona halef olan kişinin ödemesi halinde de tescile karar verilebilir. Bu hususlar üzerinde durulmadan, eksik ve yetersiz inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 03.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy