(818 S. K. m. 213)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 9.5.1997 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 1.12.1998 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Dava, gayrimenkul satış vaadine dayalı cebri tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece; tarafların serbestçe saptayıp sözleşmede gösterdikleri bedele itibar edilmeyerek, çekişmeli taşınmazın enflasyon şartları da göz önünde bulundurularak dava tarihindeki değeri Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırını aştığı gerekçe gösterilerek görevsizlik kararı verilmiş, hükmü davacı taraf temyiz etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ...mülkiyeti geçirim borcu doğuran sözleşmelere, özellikle satım sözleşmesine dayanarak açılan bir cebri tescil davasının nedenini, bu sözleşme teşkil ettiğinden, mahkemenin görevini de, bu satım sözleşmesinde taraflarca saptanan satış bedeli belirleyecektir. Nitekim uygulamada bugüne deyin alım-satıma dayalı bu tür davalarda görevi taraflarca kararlaştırılan bedelin tayin edeceği ilkesi, hemen hiç sapma göstermeden tatbik edilmiştir.
Türk Hukuk öğretisindeki baskın görüşe göre; gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri, bir tarafa veya iki tarafa o taşınmazın satış aktinin yapılmasını istemek hakkı sağlayan bir ön akittir ve eğer satış vaadi alacaklısı bu hakkını kullandığı halde satıcı taraf, satış sözleşmesini yapmaktan kaçınırsa bu hal alıcıya mahkemeye başvurarak cebri tescil isteme hakkı verir. Geçerliliğini koruyan bir satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan cebri tescil davasında; taşınmazın bedeli, akit tarafların serbest iradeleri ile tayin ve tespit edilmiş durumdadır. Vaad borçlusu satıcı da kararlaştırılan bu bedel karşılığında mülkiyeti alıcıya geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Taraflar sözleşmenin belirlediği koşullarla bağlı bulunduklarından ve ancak bu koşullarla sözleşmenin yerine getirilmesini isteyebilecekleri cihetle görevi de, yukarıda açıklanan ilke uyarınca bu bedele göre saptamak gerekir. Bir başka anlatımla, tarafların sözleşme ile bağlı bulunduğu hallerde, görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından başka bir esas kabul edilemez. Davacıdan peşin harç alırken, yargılama gideri ve avukatlık parası yükletilirken bir taraftan sözleşme ile kararlaştırılan bedeli esas almak, bir taraftan da, diğer davalarda olduğu gibi dava günündeki değeri aramak, buna göre görevli mahkemeyi belirlemek ve sonunda taraflar yine sözleşme koşulları ile bağlı tutmak, birbiri ile bağdaşan değerlendirmeler olarak kabul edilemez. Şüphesiz dava olunanın, miktar veya değerinde tarafların anlaşamamaları halinde değerin araştırılması ve görevli mahkemenin buna göre saptanması mümkündür. Yoksa dosyadaki sözleşmede tarafları bağlayan miktar ya da değer varsa artık ayrıca mahkemece, araştırılmasına ve görevi belirlemeye gerek yoktur. diyen 14.2.1996 gün ve 1995/14-963 E. 1996/69 K. sayılı kararında da vurgulanıp kabul edildiği üzere; satış vaadi sözleşmelerine dayanılarak açılan tescil davalarında görevin sözleşmede tarafların serbest iradeleri ile belirledikleri bedele göre tayin edilmesi gerekir.
Eldeki davaya konu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesindeki bedel yüz milyon liradan azdır. Bu sebeple davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde açılması doğrudur. Sözleşmeye göre tescil istendiğinden Mahkemenin davaya devamla bir karar vermesi gerekirken görevsizliğe karar vermesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy