(2886 S. K. m. 1,76) (1050 S. K. m. 23)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.6.1998 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.9.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.1.2000 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. M. Şevket Özok ile karşı taraf vekili Av. Metin Gezmişoğlu geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; kişisel hakka dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkeme; davanın kısmen kabulüne karar vermiş, hükmü; davalı vekili temyize getirmiştir.
Davacı kooperatif vekili; dava konusu taşınmazların dava dışı Hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu, Hazine'nin bu yerleri dava dışı Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı'na tahsis ettiğini, anılan vakıf tarafından da açık oto pazarı olarak işletilmek üzere davacı kooperatif ile taşeron sözleşmesi yapıldığını, davalı Trafik Vakfı'nın ise bu yeri işgal ederek müdahalede bulunduğunu ileri sürmektedir.
Dava konusu yerlerin özel mülk olarak Hazine adına kayıtlı bulunduğu sabit ve çekişme dışıdır. Bu taşınmazlardan 1104 ada 9 parsel sayılı 238.660 metrekare yüzölçümlü çalılık vasıflı olanı Maliye Hazinesi adına kayıtlı iken ilk olarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı (Tedavi Kurumları Genel Müdürlüğü) adına tahsis edilmiştir. Sonradan bu taşınmazın Sağlık Bakanlığınca kısmen kullanıldığının, kullanılan kısım dışında kalan 30.100 metrekarelik kısmın Çelik Motor Ticaret A.Ş. tarafından araçların bayilere teslim yeri olarak 70.590 metrekarelik kısmının da Kartal Belediye Başkanlığı tarafından açık oto pazarı olarak işgal edildiğinin belirlenmesi ve İstanbul Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı adına kiralanmasının talep edilmesi üzerine; otopark olarak işgal edilen ve Hazine'ce bu işgalden ötürü bir gelir temin edilemeyen, boş olarak muhafazası güç bulunan taşınmazın 30.100 metrekarelik kısmının davalı İstanbul Trafik vakfına, açık oto pazarı olarak işgal edilen 70.590 metrekarelik kısmının da Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı İstanbul Şube Başkanlığına otopark olarak kullanılmak üzere, yasal işlemleri tamamlanıncaya ve kiralanması yapılıncaya kadar kullanım bedeli söz konusu vakıflardan tahsil edilmek kaydı ile geçici olarak tahsisi 4.12.1995 tarihli valilik oluruyla kararlaştırılmıştır.
Daha sonra aynı ada 5,29 ve 45 parsel sayılı taşınmazların da Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı İstanbul Şube Başkanlığına otopark olarak kullanılmak üzere aynı şartlarla geçici olarak tahsisi 18.3.1996 tarihli Valilik oluruyla kabul edilmiştir.
Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı İstanbul Şube Başkanlığı da açıklanan biçimde kendilerine geçici olarak tahsis edilen bu yerlerin açık oto pazarı, açık oto parkı, oto serfi ve fuar ve eğitim alanı olarak işletmeleri nam ve hesabına işletilmesi için 3.7.1996 tarihli taşeron sözleşmesini davacı kooperatif ile akdetmiştir.
Dosyadaki yazı ve belgelerden; çekişmeli yerin 18.12.1995 tarihinde milli emlak memuru tarafından Sağlık Vakfı yetkilisine ve 22.12.1995 tarihinde de Sağlık Vakfı yetkilisi tarafından davacı kooperatif temsilcisine tutanakla teslim edildiği ancak Kartal Belediye'sinin işgal nedeniyle davacı kooperatife fiilen teslimin gerçekleşmediği, Belediye'nin işgaline son verilmesi için Kaymakamlığa müracaat edildiği ve idari yoldan Belediye'nin işgali kaldırıldıktan sonra 21.3.1996 tarihli tutanakla milli emlak memuru tarafından ikinci kez Sağlık Vakfı görevlisine teslimin söz konusu olduğu fakat bu arada davalı Trafik Vakfının kendisine tahsis edilen 30.100 metrekarelik yer dışında Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfına tahsis edilen yerleri de işgal ettiğinin ortaya çıkması üzerine davacı kooperatifin eldeki dava ile bu muaraza ve müdahalenin önlenmesine ve fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 5.000.000.000 TL. ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda öncelikle üzerinde durulması gereken husus; davacı kooperatifin davalıya karşı ileri sürebileceği hukuken geçerli bir kişisel hakkının bulunup bulunmadığıdır. Yasaların görevli kıldığı makam ve merci dışında kimselerin, verilmemiş bir yetkiyi kullanması halinde yoklukla özürlü
bir idari işlemin ortaya çıkacağı ve yoklukla özürlü idari işlemin hukuk aleminde doğmamış varsayılacağı idare hukukunun temel ilkelerindendir. Bu bakımdan davacının dayanmakta olduğu geçici tahsislerin görevli makam ve merciler tarafından yasalarla verilmiş yetkiler kullanılarak tesis edilip edilmediği hususu önem arzetmektedir. 1050 sayılı Kanunun 23 ncü maddesi; Devlete ait bilimum gayrimenkul emval, tapu idaresinde Hazine namına tescil ve Maliye vekaleti tarafından idare olunur. Bunlardan bir daireye tahsisi icap edenler o daireye, istimal olundukları müddetçe bila icar verilebilir hükmünü amirdir.
Bu hükme göre tahsis ancak bir daireye söz konusu olabilir. Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı'nın idari hiyerarşiye dahil, kendisine tahsis yapılabilecek bir daire sayılıp sayılmayacağı araştırılıp incelenmek gerekir.
Öte yandan 2886 sayılı İhale Kanunu'nun 1nci maddesi hükmüne göre taşınmazın kiraya verilmesi işlemleri ihale Kanunu hükümlerine tabi olup ihale kanununun 76 ncı maddesi ve Devlete ait taşınmaz mal satış, trampa, kiraya verme, mülkiyetin gayri ayni hak tesis, ecrimisil ve tahliye yönetmeliğinin 40 ncı maddesi uyarınca, mahalli komisyonların kiraya verme yetkisi her yıl genel bütçe kanunu ile tesbit edilecek parasal sınıra kadar olduğundan, bu sınırı aşan ihaleler bakanlığın onay ve red kararı ile kesinleşeceğinden somut olayda ihale kanunu hükümlerine uygun bir kiraya verme işleminin söz konusu olup olmadığı da ayrıca araştırılıp incelenmek gerekir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan, davacı kooperatifin hukuken geçerli bir hakka dayandığı saptanmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargılama sona erdikten sonra, temyiz aşamasında Hazine vekili davaya müdahale talep ederek hükmün bozulmasını istemiş ise de; katılma isteği davaya bakmakta olan mahkemede ve ancak yargılama safhasında yapılabileceğinden, davaya katılmak için Yargıtay'a başvurulacağına ilişkin bir usul hükmü bulunmadığından Hazine vekilinin bu isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine vekilinin katılma isteğinin REDDİNE, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde geri verilmesine, 30.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 07.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy