(4342 S. K. m. 4)
Dava: Davacı vekili tarafından davalı aleyhine 22.7.1997-29.7.1997 gününde verilen dilekçeler ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, karşılık davacı Güvenlik Köyünün karşılık davasının kabulüne dair verilen 29.9.1999 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı (K. davalı) köy vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı köy, idari hudutnameye göre kendi köylerinin sınırları içerisinde kalan kadim merasına davalı köyün elatmasının önlenmesini istemiş, davalı köy de aynı şekilde nizalı yerin kendi sınırları içerisinde bulunduğunu iddia ile karşılık dava açarak, davacı-karşılık davalı Serinsu köyünün nizalı bu kesime elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ihtilafı köy hudutnamelerini uygulayarak çözme yoluna gitmiştir.
Oysaki mer'a, yaylak ve kışlaklara elatmanın önlenmesi davalarında köy hudutnamelerinin uygulanması zorunluluğu 31.5.1965 gün ve 1960/4 esas. 1965/2 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile kaldırılmıştır. Bir köyün diğer köyün sınırları içerisinde kalan merası bulunabilir. Davalı köy de mer'a da müstakilen mülkiyet savunmasında bulunmuştur. O halde dava, mer'adan kadim yararlanmaya taalluk etmekte olup, bu husus da yeterince saptanmamıştır.
Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümlene-bilmesi için 31.5.1965 tarih ve 1960/4 Esas 1965/2 karar sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararında ve 4342 sayılı Mer'a Kanununda belirtildiği veçhile mülki sınırlar nazara alınmaksızın çekişmeli mer'alar arazide tespit edilmeli, dava konusu yerlerde yararı bulunmayan komşu belde ve köy sakinleri arasından araziyi iyi bilen yaşlı ve tarafsız kimseler mahalli bilirkişi seçilmeli, mahallen keşif icra edilerek mahalli bilirkişiler aracılığı ile çekişmeli mer'alarm arazideki sınırları saptanmalı mahalli bilirkişilerin bilemedikleri konular hakkında mahalli bilirkişi seçiminde uygulanacak kural uyarınca tarafların gösterecekleri tanıkların bilgilerine başvurulmalı ve kendileri arazi başında dinlenerek özellikle mahalli bilirkişi ve tanıklardan arazinin mera olup olmadığı mer'a ise kadim yararlanma durumu ve taraflardan hangisini yararlandığı, müştereklik halinin mevcut olup olmadığı sorularak sözleri gerekçeye dayandırılmalı, teknik bilirkişi mahalli bilirkişi ve tanıkların gösterdikleri sınırlar tek tek işaret ettirilmeli, kendisine keşfi izlemeye ve infaz elverişli, tereddüte mahal vermeyecek şekilde ölçekli kroki düzenlettirilmeli, sonra tüm deliller değerlendirmeye tabi tutulmalı, bu husus karar yerinde de gösterilmeli ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla, eksik inceleme ve soruşturmaya, yetersiz keşfe ve teknik bilirkişi kroki ve raporları ile bilirkişi ve tanık sözlerine dayanılarak kurulan hüküm isabetli bulunmamış ve bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (K. davalı) köy vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcını yatırana iadesine, 17.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy