(743 S. K. m. 618, 656, 661)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 15.6.1998 gününde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.11.1998 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, tapulu taşınmazının sınırında davalıya ait yer olduğunu, davalının bu yerine bina yapmaya başladığını, ancak inşaatın saçak payı bırakılmadan inşa edildiğini ve bacanın kendi tarafına yapıldığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunmuştur.
Davalı, inşaatın tapulu yer içinde olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü, davalı temyize getirmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 618. maddesine göre bir şeye malik olan kimse, o şeyde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf etmek hakkına haizdir... Ancak, bir kimsenin komşusuna zarar verecek her türlü taşkınlıktan çekinmesi Medeni Kanunun 661. maddesi gereğidir. Anılan yasanın 656. maddesi ile Bir malikin hakkını tecavüz etmesinden dolayı bir zarara uğrayan veya uğramak tehlikesinde bulunan kimse eski halin iadesini veya tehlikenin izalesi için lazım gelen tedbirlerin yapılmasını talep edebilir... hükmünü içermektedir. Kısaca, mülkiyet hakkı sahibi bu hakkını kullanırken komşusuna zarar vermemek koşuluyla dilediği gibi tasarruf edebilir. Aksi davranış halinde bunun önlenmesi kendisinden istenebilir.
Somut olayda, davacı davalının tapulu yerine inşaat yaparken saçak payı koymadığını ve bacayı kendi tarafına bıraktığını, bundan zarar göreceğini ileri sürmüştür. Taşınmaz başında yapılan keşifte, davalının yapmakta olduğu inşaat davacı taşınmazının sınırından başlayıp, sıfır noktasında bitmektedir. Yani, inşaatın tamamı kendi mülkiyet sınırı içinde kalmaktadır. Bu inşaat nedeniyle komşuya verilen henüz bir zarar da yoktur. Bacanın oluşturduğu bir tehlikenin varlığı da saptanmamıştır. Binaların imar Yasası ya da köydeki yapılaşmaya aykırı yapılmasının önlenmesi idare ile şahıs arasındaki çekişmenin giderilmesi ile ilgili olur. Mahkemece, bu yönler gözetilerek davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 20.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy