(743 S. K. m. 661, 671)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.2.1998 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal, bir kısım davalılar (karşı davacılar) vekili tarafından da davacı aleyhine 23.2.1998 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın ve karşılık davanın reddine dair verilen 8.7.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı (K. davalı) vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, çaplı taşınmazının bir kısmını davalıların işgal ederek kullanımını engellediklerinden bahisle elatmalarının önlenmesini istemiş, bununla birlikte davalıların taşınmazındaki binanın pencere ve kapılarının kendi parseline baktığını ileri sürerek de bunların kapatılması suretiyle komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesini talep etmiştir. Karşılık davada ise davalı karşılık davacılar kendi taşınmazları lehine, davacı karşılık davalının taşınmazından geçit hakkı kurulmasını istemişlerdir.
Mahkeme, davalıların elatmaları tespit edilemediğinden elatmanın önlenmesi ve kal davasının reddine, karşılık davanın da kesin hüküm nedeniyle reddine karar vermiş, hükmü meni müdahale ve kal davacısı temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre davalıların maliki bulunduğu 278 parsel sayılı taşınmazı haricen kuzeyden güneye doğru iki kısma bölerek kullandıkları, batıda kalan kesime davacıya ait 1612 parselin nizalı kısmından geçerek ulaştıkları, bu yere zaman zaman traktör koymak suretiyle de müdahalede bulundukları anlaşılmıştır. Hatta 278 parselin batısında bulunan evin kapısının, 19.11.1997 günlü teknik bilirkişi Fazıl K. tarafından düzenlenen krokide gösterildiği şekilde 1612 parselin A ve B harfleri ile gösterilen kesimine açılmış olması dahi bu yerin davalılar tarafından eve giriş çıkış için kullanıldığının açık bir göstergesidir. Kaldı ki, davalılar ve vekilleri muhtelif tarihli dilekçe ve beyanlarında davalıların evlerine girebilecek başka bir yolları olmadığını, nizalı kesimi yol olarak kullanmak zorunda kaldıklarını, hatta bu nedenle nizalı yerden geçit hakkı kurulması için dava açtıklarını belirtmek suretiyle bu yerden gelip geçtiklerini kabul ettikleri görülmüştür. Komşuluk hukuku yönünden davalıların kendi taşınmazlarındaki binada davacı parseline doğru pencere ve kapı açmaları başlı başına bir müdahale oluşturmaz ise de, davacıya ait 1612 parselin nizalı kısmını davalıların yukarıda açıklandığı şekilde kullanmaları davacının çaplı taşınmazına doğrudan bir müdahale oluşturur ve önlenmesine karar vermek gerekir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 24.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy