(743 S. K. m. 581, 623, 624, 625, 935)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 24.5.1999 gününde verilen dilekçe ile tapuda murise ait isim ve soy isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.9.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Dava, tapuda murise ait isim ve soy isim düzeltilmesi istemine ilişkindir. Davacılar vekili davacıların miras bırakanı Emine K.nun hissedar olduğu taşınmazda Fatma K. yazılı malik isminin Emine K. olarak düzeltilmesini istemiştir.
Tapuda isim ve soy isminin düzeltilmesi istenen kök muris Emine'ye ait veraset ilamı dosyada yoktur. Emine'nin babası Hüseyin'in mirasçılarını gösterir 1.11.1978 tarihli bir veraset ilamı mevcuttur. Ayrıca Emine'nin bir mirasçılarının veraset ilamlarının da dosyada yer aldığı görülmektedir. Miras bırakan Emine Medeni Kanun'dan (1926) önce 1916 yılında öldüğünden mirası müşterek mülkiyet hükümlerine tabidir. Ancak Emine'nin kendisinden sonra ölen bir kısım mirasçılarının ölüm tarihleri itibariyle Medeni Kanun'dan yani 1926'dan sonra öldükleri anlaşıldığından bunlar yönünden iştirak halinde mülkiyet hükümleri söz konusudur. O halde kök muris Emine ile bunun diğer ölen mirasçılarının veraset ilamlarının tamamı alınarak dosyaya konmalı, davacılar ve davaya muvafakat eden mirasçılar dışında başka mirasçılar da varsa; Medeni Kanunun 581. maddesi uyarınca, bütün mirasçıların birlikte dava açmaları veya açılan davaya muvafakat etmeleri, bu da olmaz ise miras şirketine tayin edilecek mümessil huzuru ile davaya devamla bir karar verilmesi gerekir iken bundan zühul ile yazılı olduğu gibi hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; tapu maliki olduğu iddia edilen muris Emine, Soyadı Kanunundan önce öldüğünden gerek nüfus kaydında ve gerekse babası Hüseyin'e ait veraset ilamında soy ismi yer almamaktadır. Tapulamaca Soyadı Kanunundan önce ölen bir kişiye soyadı yazılmasının bağlayıcılığı yoktur. Şu hale göre Soyadı Kanunundan önce öldüğü için nüfus kayıtlarında soyadı almamış olan bir kişiye soyadı verilmesinin mümkün olmadığının gözetilmesi ve bu gibi durumlarda tapu malikinin davacılar murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde mahkemece bu yönde bir tespit kararı verilmekle yetinilmesi gerekir. Ancak bu konuda yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmaya yeterli değildir. Tapu maliki olarak görünen Fatma K.ın baba adı tapuda yazılı değildir. O halde dava konusu taşınmaza ait tapulama tutanağı ve tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavül ve intikallerini de gösterir şekilde getirtilmeli, Fatma K. isminde başka kişi veya kişilerin olup olmadığı araştırılmalı, tereddüt hasıl olduğu takdirde mahallinde yapılacak bir keşif ile tespit bilirkişileri veya yaşlı ve tarafsız tanıklar aracılığıyla taşınmaz malikinin kim olduğu kesin olarak saptanmalı varılacak sonuca göre mülkiyet nakline yol açmayacak şekilde bir karar verilmesi gerekir.
Bundan başka her ne kadar davacılar vekili önce 105 ada 68 parsel iken halen 105 ada 9 parsel olan taşınmazın kaydında düzeltme istemiş ve mahkemece de bu doğrultuda kabul kararı verilmiş ise de, dosyada mevcut tapu kaydının 105 ada 68 parsele ait olduğu, isim ve soy isminin düzeltilmesi istenen Fatma K.ın da 68 parselde hissedar bulunduğu görülmekle, mahkemenin bu hususa da dikkat ederek infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurmaya da özen göstermesi icap eder.
Açıklanan bu hususlar gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş. bu sebeplerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy