(4721 S. K. m. 883)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.5.1999 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.9.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 8.2.2000 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ve vekili gelmedi. Karşı taraftan davacı Doğan Kasadolu geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra davacının sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; İpoteğin Kaldırılması İsteğine İlişkindir.
7.6.1988 tarihli ipotek akit tablosunda; 3 No.lu dairenin maliki Doğan Kasadolu'nun bu bağımsız bölüme ayrılan arsa payını işbu parselde müteahhit Kastel İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayii A.Ş.nin inşa edeceği kargir apartmanda yapıp Doğan Kasadolu'ya teslim edeceği 3 No.lu dairenin inşaat masraflarına iştirak payından Doğan Kasadolu'nun borçlandığı 440.000.000 liranın teminatı olmak üzere mezkur şirkete verdiği 36 adet bononun teminatı olmak üzere müteahhit lehine bila faiz ve 15.4.1994 tarihine kadar süre ile 1nci derecede ipotek ettiği belirtilmektedir.
Mahkeme; ipotek süresinin dolduğunu ve ipotek konusu senetler için menfi tesbit kararı verilmiş bulunduğunu belirterek davanın kabulüne, ipoteğin kaldırılmasına karar vermiş, hükmü; taraf vekilleri temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
İpotek; alacağın tahsilini sağlamak için, bir taşınmaz üzerinde kurulan rehin türüdür. Alacağa bağlı fer'i bir hak olduğu için, borç ödenir ise temin edilen alacak kalmadığından ve borçlar hukuku münasebeti ortadan kalkmış olduğundan buna paralel olarak ipotek de kaldırılır. İpotek akit tablosunda belirtilen süre akit tarihinden itibaren alacaklının bu süre içersinde ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle takip ile borçlusunu kavuşturmaması için konmuştur. Mahkemenin anladığı gibi süre bitiminde ipotek kendiliğinden kalkmaz. Davacının ipoteğe konu borcu ödeyip ödemediği, ipoteğin kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bonolar için davacının davalıya borçlu olmadığının saptanmasına dair Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1991/904 E. Sayılı dosyasında verilen karar ise, ipoteğe konu borcun ödenmesi nedenine dayanmamaktadır. Bir ara taşınmazın davacının mülkiyetine geçtiği devrede üçüncü kişilerin taşınmazı ipotekle yükümlü olarak satın almaları nedeniyle borcun bu kişilere geçmiş olacağı ve davacının vermiş olduğu bonoların artık karşılıksız kaldığı gerekçesine dayanmaktadır. Sözü edilen kararda borcun son bulduğu değil yeni maliklere geçtiği kabul olunmaktadır. Borç sona ermediğine, bahsi geçen üçüncü kişilerden taşınmaz tekrar ipotekle yükümlü olarak davacıya geçtiğine göre davacı borcu ödediğini kanıtlamak durumundadır. Bu hususlar nazara alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, 08.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy