(634 S. K. m. 2, 3, 4)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.6.1995 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.6.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Nizalı taşınmaz, 400 metrekarelik bölümler halinde öncesi itibariyle Sami,
İbrahim ve Mehmet'e Belediyece tahsis edilmiş, bedeli de alınmıştır. Sonradan buraya imar girmiş, anlaşıldığına göre imara alınan bu yerde Belediye 840 metrekarelik imar parselini paylı olarak 1/3'ünü Sami, 1/3'ünü İbrahim ve 1/3'ünüde Mehmet'e yazmıştır. Ne var ki bu tahsislere göre Sami ve Mehmet'e Belediye parseldeki paylarını vermiş, İbrahim müracaat etmediğinden ona ait 1/3 pay Belediye üzerinde bırakılmıştır. Bunlar parselin üzerine ev inşa etmişler, Sami ve Mehmet paylarını ve onlara tekabül eden muhdesatı tapudan muhtelif kişilere devretmişler, bu arada İbrahim yapmış bulunduğu oto yıkama-yağlama yeri, yanında lokantası ve üst katında iki daire bulunan kesimden, lokanta ve üstteki iki daireyi kardeşi Sami'ye satış vaadi sözleşmesi ile satmayı vaat etmiştir. İbrahim'in Belediye'den adına geçireceği paya teban yapmış bulunduğu yıkama yağlama yeri halen adı geçenin kullanımında bulunmaktadır. Şimdi davacı Sami, bu satış vaadi sözleşmesine dayanarak İbrahim'in mirasçıları ile Belediye'yi dava edip paylı tescili istediği gibi bununla da iktifa etmeyip kat irtifakı kurulmasını istediği de görülmüştür.
Kat Mülkiyetine tabi bir taşınmazda arsa payı bahsedilememek suretiyle sadece muhdesat gösterilerek yapılan satış vaatleri geçerlidir. Böyle bir binada arsa payına değinmeden satılan daire binanın tüm değeri ile daire değeri oranlanarak, 1978/3-4 tarihli İnançları Birleştirme Kararı uyarınca ve de 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 2, 3, 4. maddeleri göz önüne alınarak bulunacak değerlere göre o satılan bağımsız bölüme düşecek arsa payının tespiti mümkün bulunmaktadır. Fakat bunlar için yukarıda söylenildiği gibi taşınmazın öncelikle 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre kat mülkiyeti kurulmasına elverişli ve plan ve projesi bulunan bir gayrimenkul olması gerekir. Satıcı İbrahim adına tahsis kararı vardır. İbrahim Belediye'yi dava etse idi bu tahsis kararına istinaden payına tebaen tapusunu alabilirdi. Nitekim kardeşlerine Belediye, paylarını vermiştir. Ne varki İbrahim böyle bir dava yolunu tercih etmemiştir. İbrahim'den satın alan davacı, Belediye'yi ve İbrahim mirasçılarını dava ederek nizalı kesimlerin adına tescilini istediğine göre Mahkemece öncelikle bu parseldeki muhdesatın kat mülkiyetine tabi bir muhdesat olup olmadığı, incelenmeli plan-projesi cezaları verilmek suretiyle dahi Belediyece kabul edilecek türden bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bu aşamaların geçirilmesinden sonra satış vaadi geçerli bulunduğundan satılan dairelere tekabül eden pay yukarıda yazılı İnançları Birleştirme Kararı ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 2, 3, 4. maddeleri uyarınca oranlanmak suretiyle payları bulunmalı, o paya tekabül edecek davacının kullanacağı kesim satış vaadi ile satılan yerler bulunduğu tespit edilerek Belediye'nin üzerindeki paydan bu paylar düşülmeli, kalan pay İbrahim'in satmayıp da kullandığı oto yıkama yağlama yerine ait olacağından ve İbrahim'in bir davası bulunmadığından, onlara ait pay Belediye üzerinde bırakılarak diğer payın davacı adına tesciline karar kılınmadan ibarettir. Kat irtifakı tesisi mahiyeti itibarı ile idaridir. Bunlar yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekillerinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde yatıranlara iadesine, 4.2.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy