(743 S. K. m. 671, 672)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.7.1998 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.4.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Medeni Kanunun 671. maddesi genel yola çıkmak için yeterli bir yolu bulunmayan taşınmaz malikine tam bir ivaz karşılığında komşu taşınmazlardan kendi taşınmazı lehine geçit hakkı kurulmasını istemek hakkını vermiştir.
Bu maddenin ilk fıkrasında bu hak taşınmaz sahibine tanınmış, ikinci fıkrada bu hakkın komşu taşınmaz malikine karşı ileri sürülebileceği belirtilmiştir. 672. maddede ise geçit hakkının tapu siciline kayıt olunması lüzumuna işaret olunmuştur. Bir gayrimenkule sahip olmak ancak tapu kaydı ile mümkün olur. Şu halde tapuda kayıtlı olmayan bir gayrimenkulün zilyedi o yerin sahibi ve maliki sayılmayacağından komşu gayrimenkul malikinden lüzumlu geçit hakkını isteyemeyeceği gibi tapuda kayıtlı olmayan geçit hakkına konu teşkil edecek gayrimenkulün zilyedine karşı da bu hak kullanılamaz. Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkul lehine ve yine tapuda kayıtlı bulunmayan gayrimenkul aleyhine geçit hakkına müteallik bir karar alınsa bile bu hakkın Medeni Kanunun 672. maddesi hükmü dairesince tapu siciline tescili mümkün değildir. Halbuki sözü geçen madde bu hakkın tapuya tescil edilmesi lüzumuna amirdir. O halde Medeni Kanunun 671. maddesinin uygulanması bakımından leh ve aleyhine lüzumlu geçit hakkının tanınması istenen gayrimenkullerin tapuda kayıtlı olması gerekir. Oysa eldeki davada, davacının maliki olduğu 20 parsel sayılı taşınmazı lehine, geçit hakkı kurulan ve krokide E harfi ile gösterilen kesimin Devletin Hüküm ve Tasarrufu altındaki tescil harici yer olduğu, tapuda kayıtlı bulunmaması nedeniyle Medeni Kanunun 671. maddesi gereğince bu yerden geçit kurulamayacağı nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde geçit hakkı tesisine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, geçit hakkı tesisine ilişkin davalarda bu hakkın leh ve aleyhine kurulacak taşınmaz maliklerinin tümünün davada yer almaları zorunludur ve taraf teşkiline ilişkin olan bu kuralın mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Davacı başlangıçta aleyhine geçit kurulan 18 sayılı parselden geçit hakkı tesisi talebinde bulunmadığı gibi maliklerini de davalı göstermemiş ancak safahatta 18 parselin müşterek paydaşlarından Osman Üzer ve Eşe Üzer mirasçılarını harçsız dilekçe ile davaya dahil etmiştir. Sözü edilen parselin tapu kaydına göre, davaya dahil edilenler dışında müşterek paydaşı olan Celal Üzer ve Abdullah Üzer isimli kişiler ise davada taraf olarak hiçbir şekilde yer almamışlardır. Buna göre, aleyhine geçit hakkı kurulan 18 parselin bir kısım paydaşlarının harçsız bir dilekçe ile usulüne uygun olmayan şekilde davaya dahil edilmeleri ve bir kısım paydaşların da davada taraf olarak yer almamalarına rağmen, usulü bu eksiklik nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde 18 parsel sayılı taşınmaz aleyhine de geçit hakkı tesisine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy