(743 S. K. m. 668)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.4.1996 ve 22.3.1999 gününde verilen dilekçeler ile irtifak hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 2.12.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Medeni Kanunun 668. maddesi uyarınca mecra hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Mahkeme, davayı kabul etmiş, hükmü davalılar vekili temyize getirmiştir.
Davacılar, lehine mecra hakkı tesisi istedikleri 31 parseldeki pis sularının motopomp ile ön cephedeki daha yüksek konumda bulunan Çatallı Sokaktaki kanalizasyona verildiğini, bu durumun ise zaman zaman elektrik kesintisi, yağmur vs. gibi nedenlerle pis su kanalındaki taşma sonucu hem kendilerine, hem çevreye hatta davalılara ait binaya dolarak zarar verdiğini ve insan sağlığını da tehdit ettiğini ileri sürerek 31 parseldeki binanın pis su kanal bağlantısının Silahtar caddesinden geçen ana kanalizasyona bağlanabilmesi için davalılara ait 10 parselden mecra hakkı kurulmasını istemişlerdir.
Medeni Kanunun 668. maddesine göre; gayrimenkul sahipleri, yapılacak zarar tamamıyla ve peşinen tazmin olunmak şartıyla mülkünün altından veya üstünden mecra hakkı tesisine, bunların başka yerden geçirilmesi imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeye mecburdur. Dosya kapsamına, toplanan delillere, bilirkişiler tarafından düzenlenen kroki ve raporlara göre, davacı taşınmazının güneydeki yola cepheli olup buradaki kanalizasyon şebekesine kendi imkanları ile bağlantı kurmasının mümkün olduğu zaten davacının bağımsız bölümlerine ait pis-atık sularını pompa sistemiyle güney cephede bulunan Çatallı Sokaktaki kanalizasyona akıttığı, bu durumda Medeni Kanunun 668. madde hükmündeki imkansızlık veya çok fazla masrafı mucip olma halleri gerçekleşmediği gibi, yasadaki zorunluluk halinin de doğmadığı, bu şekilde komşu parsele külfet yüklenmesinin de maddenin amacına uygun bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 03.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy