(743 S. K. m. 668)
Davacı Asiye Ü. tarafından, davalılar aleyhine 13.8.1999 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 7.2.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 5 parsel sayılı taşınmazının sulanması için davalılara ait taşınmazdan mecra hakkı tesis edilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının başka yerden su alma imkanının olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 14.10.1999 tarihli bilirkişi raporunda mavi boyalı dördüncü seçenek olarak gösterilen kısımdan oluk boru kullanmak suretiyle (suyun kesiştiği yerden) su arkı geçirilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalılar vekili temyize getirmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 668. maddesi uyarınca mecra hakkı kurulması istemine ilişkindir. Anılan maddeye göre gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamiyle ve peşin tazmin olunmak suretiyle mülkünün altından veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur.
Mecra hakkı kurulması davalarında:
1- Leh ve aleyhine su yolu verilen taşınmazların tapuda kayıtlı olması ve davada her iki taşınmaz maliklerinin de yer alması,
2- Su yolunun paftada işaretli ark, dere, vb. yerlerden davacı taşınmaza ulaştırılması,
3- Su yolunun başka yerden geçirilmesinin imkansız veya çok fazla masrafa neden olması,
4- ve üzerinden su yolu geçirilen taşınmazın zararının peşin olarak ödenmesi gerekir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazlar tapuda kayıtlıdır, ancak davacı, tapu kayıt maliki değildir. Davacı, kayıt malikleri, Eşe Ü.ın mirasçısı olduğunu ileri sürmüş ise de, veraset ilamını sunmamıştır. Öncelikle, Eşe Ü.ın veraset ilamı alınarak davacıdan başka mirasçı olup olmadığı araştırılmalıdır. Başka mirasçı var ise, Medeni Kanunun 581. maddesi uyarınca, tüm mirasçıların birlikte dava açmaları veya açılacak davaya olur vermeleri bu da olmaz ise, atanacak tereke temsilcisi huzuruyla davaya devam etmek gerekir. Mahkemece bu yönde araştırma yapmadan ve usulünce taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, suyun kaynağı işaretlenmeden, davacı taşınmazının batı sınırındaki dereden su alması olasılığı değerlendirilmeden ve davalı taşınmazına verilen zarar peşin karşılanmadan ve kayıt maliki olmayan Mustafa yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi de ayrıca doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 08.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy