(743 S. K. m. 919) (HGK 24.05.2000 T. 2000/14-893 E. 2000/916 K.)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 1.7.1998 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin yazılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.10.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, vakıf şerhinin tapu kaydına işlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı idare vekili temyize getirmiştir.
Dava, vakıf şerhinin tapuya işlenmesi isteğine ilişkin olduğuna göre, bu tür davalarda vakıf şerhinin olmaması ya da kaldırılmasında yararı olan kişilerin hasım gösterilerek davanın açılması gerekir. Bu itibarla Hazine aleyhine açılan davanın reddi sonucu itibariyle doğrudur. (HGK. 24.5.2000 tarih, 2000/14-893 Esas, 2000/916 karar)
Ancak; dosyada mevcut Maltepe 2. bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün, Mahkemeye gönderdiği 7.7.1998 tarihli yazıda özetle; Maltepe, Bağlarbaşı mahallesi 30/1 pafta, 269 ada 34 parsel sayılı 19739 metrekare miktarlı tarlanın tamamı üzerinde Şehzade Sultan Mehmet Vakfı şerhi mevcut olarak, 20.6.1944 tarihinde kadastro tespiti ile Tevfik kızı, Hayriye Nimet S. adına tescil edildiği, 19.7.1947 tarihinde üzerinde vakıf şerhi mevcut olarak Raşit oğlu, Zihni G. a satıldığı ve vakıf şerhinin terkin edilmediği, iş bu taşınmazın 24.8.1950 tarihinde ifraz görerek bir çok parsellere ifraz olduğu, taşınmaz üzerindeki Şehzade Sultan Mehmet Vakfı şerhinin bu müfraz parsellere taşınmadığı, dava konusu 269 ada, 188 parselinde 34 parselin ifrazı ile oluşan parsellerden bir tanesi olup, birçok eldeğiştirmeler sonucu davalılar İbrahim K. ve Halis K.in satın alma yolu ile malik oldukları, bu parsele de söz konusu vakıf şerhinin yazılmadığı, esasen ifraz ile oluşan parsellere de taşınması gereken vakıf şerhinin sehve müstenit olarak bu müfraz parsellere işlenmediği ve bu durumun geldi kayıtlarının tetkiki esnasında 1998 yılında Tapu Sicil Müdürlüğünce fark edilerek Vakıflar Bölge Müdürlüğüne bildirildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. İşte Vakıflar idaresi 1944 yılında kadastro tespiti sırasında kayıtlarına işlenen ve kadastrodan sonraki intikallerde dahi kaydına konulduğu halde 25.8.1950 tarihli ifraz işlemi ile ayrılan müfraz parsellere sehve müstenit olarak yazılmadığı belirtilen vakıf şerhinin gitti kayıtlarına da işlenmesini istemektedir. O halde kadastro tespiti sırasında ve sonraki intilallerinde dahi kayıtlar da yer alan bu şerhin gittilerine de işaret edilmesi gerekir.
Öte yandan Vakıflar Kanununda değişiklik yapılmasına dair 4.4.1995 tarih ve 4103 Sayılı Kanunun 27. maddesinde vakfın türüne göre ayırım yapılmaksızın (sahih, gayrisahih, tahsisat kabilinden vb.) mevcut mukataalı toprakların veya icareteynli gayrimenkullerin mülkiyetleri bu gayrimenkul hakkında illerde defterdarlık, ilçelerde Mal Müdürlüğü Kıymet Takdir Komisyonunca takdir edilecek rayiç bedelinin %50 oranında hesap edilecek taviz karşılığında mutasarrıfına geçirilir. Taviz bedeli ödenmeden ortaklığın giderilmesi veya cebri icra yoluyla satışı yapılacak gayrimenkullerin taviz bedellerinin hesaplanmasında satış bedeli esas alınır hükmü getirilmiştir.
Bunlar gözetilmeden aksine düşünceler ile yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı idare vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 26.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy