(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 13)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 18.12.1997 gününde verilen dilekçe ile menfi tesbit ve ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğuna dair verilen 22.10.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ipoteğin kaldırılması isteğine ilişkindir. Davalının sözleşmeye istinaden yetki itirazında bulunması üzerine mahkeme dava dilekçesinin yetki yönünden reddine sözleşme gereğince İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğuna karar vermiş, hükmü davacılar vekili temyize getirmiştir.
Yetki kuralları, bütün davaları ve bazı davalar için olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan kural olarak bütün davalar için uygulanan yetki kuralına genel yetki kuralı ve bu mahkemeye de genel yetkili mahkeme denir. Bundan başka bazı dava veya dava çeşitleri için kabul edilen istisnai nitelikteki yetki kurallarına ise genel olmayıp yalnız belli durumlara ilişkin oldukları için özel yetki kuralları denir. Kural olarak özel yetki genel yetkiyi kaldırmaz, yani onunla birlikte uygulanır. Yani davacı, isterse genel yetkili mahkemede, dilerse özel yetkili mahkemede davasını açabilir.
Fakat istisnai olarak, bazı davaların mutlaka belli bir yer mahkemesinde açılması (kanunla) öngörülmüştür ki, bu halde kesin yetki sözkonusudur. Mesela, gayrimenkulün aynına ilişkin davalar, yalnız gayrimenkulün bulunduğu yerde açılabilir. (HUMK. nu 13.) Bu hallerde (kesin yetki hallerinde) genel yetki kaldırılmış olup, dava yalnız bu özel (ve kesin) yetkili mahkemede açılabilir.
Yetki itirazı üzerine, mahkemenin ilk önce, kendisinin yetkili olup olmadığını incelemesi gerekir. Mahkeme yetki itirazı üzerine kendisinin yetkili olup olmadığını incelerken, davalının yetki itirazındaki açıklaması ile bağlı olmayıp, yetki kurallarını tüm olarak gözetmek ve ona göre yetkili olup olmadığı hakkında bir karar vermek zorundadır. Çünkü, hiçbir mahkeme yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz. (Anayasa madde 31/II)
Gayrimenkulün aynına, yani gayrimenkul üzerindeki bir ayni hakka ilişkin olan davaların, bu anlamda gayrimenkul davası olduğu, HUMK. madde 13/II'de açıkça belirtilmiştir. HUMK. nun madde 13/II hükmünde Gayrimenkul üzerinde bir hakka... mütedair davalar şeklinde bir deyim kullanılmış ve burada açıkça ayni haktan sözedilmemiş olması nedeniyle gayrimenkul üzerindeki kişisel haklara ilişkin davaların da buraya dahil olduğu düşünülebilir. Ancak çeşitli Yargıtay kararlarında da Belirtildiği gibi Madde 13/ II. deki bu deyimi gayrimenkul üzerinde bir ayni hakka ilişkin davalar şeklinde anlamak gerekir.
H.U.M.K. 13' teki yetki kamu düzenine ilişkin ve kesin olduğu için, bu konuda yetki sözleşmesi yapılamaz ve yetki sözleşmesi ile başka yetkili mahkeme kararlaştırılamaz. (HUMK. M. 22).
İpotek bir taşınmaz mal üzerinde bir hak doğurduğuna göre, ipotekten doğan anlaşmazlıkların, HUMK. nu madde 13'de yazılı olduğu şekilde gayrimenkul üzerinde bir hakka taalluk etmesi itibariyle taşınmaz malın bulunduğu yer mahkemesinde bakılıp incelenmesi gerekir. İpoteğin kaldırılması davası da gayrimenkulün bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Bu açıklamalar ışığında, dava konusu taşınmazın Küçükçekmece'de bulunduğu da gözetilerek davanın niteliği itibariyle mahkemenin bu davaya bakmakta kesin yetkili olduğu ve işin esasına girişilerek toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 02.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy