(743 S. K. m. 618)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 14.11.1997 ve 10.6.1999 gününde verilen dilekçeler ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.3.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve duvarın kal'i isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar vekili temyize getirmiştir.
Davacılar vekili, davacıların maliki bulunduğu 27 parsel sayılı taşınmaza, komşu 15 parsel maliki davalının duvar yapmak suretiyle elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve birleşen davada da duvarın kal'ini istemiştir. Mahkemece, elatmanın sabit olduğu kabul edilmekle birlikte kamu düzenine ilişkin bulunan imar nizamını bozucu şekilde karar verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu tür davalarda mahkemenin görevi elatılan kesimin zemin bedeli ile kal'i istenen muhdesatın değerine göre belirlenir. 14.11.1997 tarihli elatmanın önlenmesi istemli dava dilekçesinde 50.000.000. Lira değer gösterilmiş, birleşen duvarın kal'i isteğini içeren davanın 10.6.1999 tarihli dava dilekçesinde ise 150.000.000. Lira değer gösterilerek davanın açıldığı görülmüştür. Mahkemece, dava dilekçelerinde gösterilen bu değerler dışında nizalı yerin açıklanan şekilde değeri belirlenmemiştir. Öncelikle mahkemenin davaya bakmakta görevli olup olmadığını saptayarak, görevli olduğunun anlaşılması halinde yargılamaya devamla sonuca gitmesi gerekir. Bu husus yerine getirilmeden esasa girişilerek hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre; 696 ada, 27 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının incelenmesinde 369.42 metrekare bahçeli iki katlı dört daireli bina niteliğinde olduğu, binada kat mülkiyeti kurulmuş olup, zemin katta 1/4 arsa paylı 1 numaralı mesken de davacıların malik bulunduğu, diğer kat maliklerinin ise davada yer almadığı, bu tür davalarda elatmanın önlenmesi ile birlikte kal'de istendiğine göre taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almaları gerekirken bu eksikliğin yerine getirilmemesi ve taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması, keza mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, toplanan delillere, bilirkişi kroki ve raporlarına göre imar neticesinde oluşan parseller ve çaplara aykırı şekilde duvar yapılmak suretiyle tecavüzün sabit olduğu da göz önüne alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi de yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozmaya göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 23.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy