(1086 S. K. m.258) (3402 S. K. m.16)
Taraflar dinlenmesini istedikleri tanıklarını mahkemeye getirmeye zorlanamazlar.
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09/09/1998 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 30/11/1999 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı köy muhtarı tarafından istenilmekle, tayin olunan 10/10/2000 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Av. Hasan Gürpınar ile karşı taraf davalı Şildiz Köyü Muhtarı Fevzi Mertoğlu geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; kadim yararlanmaya dayalı meraya elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkeme; davacı köy muhtarının keşifte kendilerinin talebinin köy sınırında değişiklik yapılması talebi olduğunu, davalı köyün fiilen herhangi bir müdahalesinin olmadığını bildirdiğini, taraflarca tanık gösterilmediğini, meni müdahale davası ile dava konusu yerin hangi köye ait olduğunun tespit edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı köy muhtarının keşifteki beyanı uyuşmazlığın çıkış biçimini açıklamaya yöneliktir. Muhtar beyanında; davalı köydeki kadastro çalışmaları sırasında çekişmeye konu yerin de kadastro çalışma alanına dahil edilmesi ile birlikte uyuşmazlığın çıktığını bunun öncesinde davalı köy hayvanlarının burdan yararlanmasının sözkonusu olmadığını açıklamaktadır. Muhtarın bu beyanına yanlış anlam verilerek davanın elatmanın önlenmesi davası olmadığı şeklindeki değerlendirme doğru değildir.
Öte yandan keşif yapılmasına dair verilen ara kararında davacıdan tanıklarını keşif günü ve saatinde hazır etmesinin istenmesi de usul ve yasaya uygun değildir. Tanıklar giderleri, dinlenmesini isteyen tarafça ödenmek şartı ile mahkemeye çağırılır (HUMK. 258). Taraflar, dinlenmesini istedikleri tanıklarını mahkemeye getirmeye zorlanamazlar. Şu durumda kanuna uygun olmayan ara kararına dayanılarak taraf tanıkları dinlenmeden karar verilmesi de usule uygun değildir.
Bu durumda davanın kadim hakka dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olduğu kabul edilerek taraf delillerinin ikame ve toplanmasıyla ilgili usuli işlemlerin yerine getirilmesi, taşınmazda çıkarı bulunmayan komşu köylerden, yaşlılar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklarla keşif yapılarak kadim yararlanma durumunun belirlenmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın yanlış nitelendirilmesine göre red kararı verilmesi doğru bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.000.000.-Lira duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy