(743 S. K. m. 650, 651) (3402 S. K. m. 41)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.1.1995 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.12.1998 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, 510 parsel sayılı taşınmazından 1 metre genişliğindeki yerinin kuzey komşusu 545 parsel sayılı taşınmaz kapsamında kaldığım, bunun aplikasyon hatasından kaynaklandığını ileri sürerek üzerinde binası olan ve 545 parsel sayılı taşınmaz kapsamında kalan bu yerin gerekirse bedelini de ödemek koşuluyla tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, davanın reddine savunmuştur.
Mahkemece, istemin 3402 Sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca düzeltme isteğine ilişkin olduğu bu tür düzeltmelerinde Kadastro Müdürlüğünce yapılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyize getirmiştir.
Bir davada olayları anlatmak taraflara hukuki nitelemeyi yaparak uygulanacak kanun maddesini saptama görevi ise hakime aittir. (HUMK. madde 76). Davacı aplikasyon hatası nedeniyle kendi taşınmazı kapsamında kalan bir miktar yerin davalı taşınmazı içerisinde gösterildiğini, bu yer üzerine de bina yaptığını ileri sürerek bedeli karşılığı tescil talep etmiştir. Bu haliyle dava Medeni Kanunun 650. ve devamı maddelerinde düzenlenen temliken tescil isteğine ilişkindir.
Bu tür davalarda, tescil kararı verebilmek için subjektif ve objektif koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani binanın iyi niyetle yapılmış olması ve bina değerinin zemin değerinden fazla olması gerekir.
Somut olayda;
Davacıya ait taşınmaz ve davalıya ait taşınmazlar tevhid ve ifraz sonucu oluşmuş ve davacının taşınmazının mevcut çap durumu 1970 yılında kesinleşmiştir. Davacı 1982 yılında satın alma yoluyla malik olmuş ve taşınmaz üzerindeki taşkın binayı da bu tarihten sonra yapmıştır. Bu durumda subjektif koşulun gerçekleştiğinden söz edilemez. Kaldı ki, zemin değeri de bina değerinden fazladır. Yani Medeni Kanunun 651. maddesi uyarınca temliken tescil isteminin koşulları oluşmamıştır.
Mahkemece, Medeni Kanunun 651. maddesi uyarınca deliller toplanmış, araştırma ve inceleme yapılmış ise de, davanın istemi aplikasyon hatasının düzeltilmesi şeklinde değerlendirilerek 3402 Sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca düzeltme istenebileceğine karar verilmiştir. Anılan madde uyarınca düzeltme yapabilmek için mülkiyet nakline sebebiyet vermemek gerekir. Nitekim Kadastro Müdürlüğü de bu nedenle işlem yapmamıştır. İstemin tapu iptali ve tescile yönelik olduğu gözetilmeden adli yargıda yapılacak işlem olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak, hüküm sonucu itibarıyla usul ve yasaya uygun olduğuna HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının gerekçesi açıklandığı şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 18.09.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy