(1512 S. K. m. 89) (818 S. K. m. 213) (743 S. K. m. 634)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.5.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmaz ise alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 6.12.1999 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 7.3.2000 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av. LT. ile karşı taraftan davacı vekili Av. A.T. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil olmaz ise alacak isteğine ilişkindir. Mahkeme; ilk kademedeki istek yönünden davanın kabulüne karar vermiş, hükmü; davalılar vekili temyiz etmiştir.
Davacı, adiyen düzenlenmiş 2.9.1998 tarihli satış sözleşmesine dayanmaktadır. Satıcı Süleyman arsa sahibidir. 7 numaralı parsel adına kayıtlı iken bu parsel üzerine biri 10 diğeri 20 daireden oluşan iki blok inşaat yapılması için diğer davalı Kooperatif ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmış, inşaat devam ederken de arsa sahibi olarak kendisine ayrılan bağımsız bölümlerden B Blok No: 5'te bulunan daireyi haricen davacıya satmıştır.
Tapulu taşınmazlarda mülkiyetin nakline ilişkin akitlerin resmi şekilde yapılmadıkça muteber olmayacağı Medeni Kanunun 634, Borçlar Kanununun 213 ve Noter Kanununun 89'ncu maddelerinde öngörülmüştür. Akit, resmi şekilde yapılmadıkça tescil istenemeyeceği bu maddelerin açık hükmü gereğidir. Davacının tutunduğu harici sözleşmede yüklenici kooperatif taraf bulunmadığından ve bu daire de inşaat sözleşmesi ile yükleniciye ayrılmış yerlerden olmadığından davalı olarak gösterilen yüklenici kooperatifın davada taraf sıfatı yoktur. Yüklenici kooperatif yönünden davanın bu nedenle reddi gerekir. Diğer davalı ( arsa sahibi ) Süleyman yönünden ise yukarıda açıklanan hükümlere uygun resmi bir sözleşme bulunmaması nedeniyle tescil isteğinin kabulüne olanak yoktur. Kat karşılığı yapılmakta olan inşaattaki payına düşecek bağımsız bir bölümün arsa sahibince üçüncü kişiye satışı, hukuki niteliği itibariyle taşınmaz satışı olup geçerliliği anılan hükümler uyarınca resmi şekil koşuluna bağlıdır. 30.9.1988 gün ve 1988/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının bu konumdaki arsa sahibinin yaptığı harici satışlar yönünden uygulama olanağı yoktur. Esasen davacının çekişmeli daireyi malik gibi kullanımı da sözkonusu değildir. Dava tarihinde dairenin elektrik ve suyunun dahi bağlanmış olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının çekişmeli daireye kendiliğinden girmesi ona mülkiyeti iktisap yönünden bir yarar sağlamaz. Tüm bu hususlar gözetilmeden tescil kararı verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7.3.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy