(3402 S. K. m. 12, 16) (743 S. K. m. 639) (766 S. K. m. 31)
Davacı tarafından, davalı aleyhine 29.6.1999 gününde verilen dilekçe ile mer'a kaydının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 9.5.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin tebligat gideri verilmediğinden ve değer yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, mer'aya elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyize getirilmiştir.
Dava dilekçesinde, 1 parsel numarası verilerek kadastroca davalı köy adına yapılan tespitin hatalı olduğu, gerçekte bu yerin davacı A. Kartallı köyünün kadim mer'ası olduğu belirtilerek davalı köy adına yapılan tespitin iptali istenmiştir. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16. maddesinde mer'aların sınırlandırılması ile yetinileceği, parsel numarası verilerek yüzölçümünün hesaplanacağı ve özel siciline yazılacağı belirtildikten sonra bu sınırlandırmanın tescil mahiyetinde olmadığı, bu taşınmazların özel mülkiyete konu teşkil etmeyeceği açıklanmıştır.
Davacının dilekçesindeki tespitin iptali isteği de; özel mülk olarak Medeni Kanunun 639 uncu maddesi uyarınca davacı köy adına tescil istemine yönelik olmayıp, yukarıda anılan biçimde mer'anın aidiyetinin belirlenerek özel siciline yazımı isteminden ibarettir.
Davacının bu yöndeki isteğinin yanlış yorumlanarak, mer'aların tapuya tescilinin mümkün olmadığı ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, mer'a, yaylak ve kışlak gibi kamu malları ile ilgili davalarda, yürürlükten kaldırılan 766 sayılı Tapulama Yasasının 31/2 ve halen yürürlükte olan 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı gözetilerek, nizalı mer'anın kadim kullanma hakkının hangi köyde bulunduğu, dava konusu yerde yararı bulunmayan komşu belde ve köylerden seçilecek araziyi iyi bilen yaşlı tarafsız yerel bilirkişiler ile taraf tanıkları taşınmaz başında dinlenerek, daha önce dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımları da nazara alınarak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Belirtilen hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy