(4342 S. K. m. 14)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.5.1999 ve 16.6.1999 gününde verilen dilekçeler ile müdahalenin meni ve tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; müdahalenin meni davasının kabulüne, tazminat davasının reddine dair verilen 30.5.2000 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı Birlik Madencilik A.Ş. vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 28.11.2000 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı Birlik Madencilik A.Ş. vekili Av. Doğan Kahraman ve karşı taraftan davacı Köy muhtarı Mahmut Özdemir ile davacı köy vekili Av. Hüseyin Almaz ile davalı Etikrom A.Ş. Av. Erdem Çınar ve müdahil Hazine vekili Av. Gülen Tankut geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, mer'aya elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğine ilişkindir. Mahkeme; elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, tazminat talebinin ise zararın davalılarca meydana getirildiği kanıtlanamadığından reddine karar vermiş, hükmü; davacı vekili ile davalılardan Birlik Madencilik A.Ş. vekili temyize getirmiştir.
Davacı köy vekili elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin dava dilekçesinde yaklaşık 4200 metrekarelik alanın müvekkili köye ait olduğunu, dava konusu yerle ilgili olarak daha önce Maden Sulh Hukuk Mahkemesinin 1991/57 esas sayılı dosyasında müdahalenin önlenmesi kararı alındığını, ancak orada davalıların hasım olmadığını belirterek dava açmıştır.
Dosya kapsamına, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına, ziraat mühendisi bilirkişinin raporuna ve Maden Sulh Hukuk Mahkemesinin 1991/57 esas sayılı dosyası içeriğine göre 4200 metrekarelik bu yerin davacı köyün kadim merası olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak; dava ve talep 1991/57 esas sayılı davaya konu 4200 metrekarelik yere ilişkin olduğu halde talep aşılarak 906.964 metrekarelik yere elatmanın önlenmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bunun yanı sıra mera niteliğinin değiştiği savunularak bir de keşif sırasında Cilt M.1, sayfa 20 ve 65 sıra numaralı tapu kaydı sunulmuştur. Sözü edilen tapu kaydının Maden Mal Müdürlüğünün 5.8.1971 gün ve Milli Emlak Servisinin 46-5/576 sayılı yazısı gereğince Hazine adına senetsizden oluşturulduğu, 654.000 metrekare miktarlı, dağ ve bayır vasfında olduğu anlaşılmaktadır. Keşifte mahalli bilirkişiler bu tapunun bir kısım sınırlarının zeminde mevcut olduğunu belirtmekle beraber bazı sınırları itibariyle dava konusu taşınmazla kesişip kesişmediğini bilemediklerini bildirmişlerdir.
Mahkeme bu savunma üzerinde gereği gibi durmamıştır. Meralık niteliğinin yasaların öngördüğü koşullarla yetkili mercilerce değiştirilmesi mümkündür. Nitekim 4342 sayılı Mera Kanununun 14 ncü maddesinde; tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamayacağı belirtildikten sonra üç bent halinde belirtilen sınırlı hallerde ilgili Bakanlığın talebi, Maliye Bakanlığı ve Valiliğin uygun görüşü üzerine Bakanlıkça tahsis amacının değiştirilebileceği ve söz konusu yerlerin Hazine adına tescilinin yapılacağı belirtilmiştir. Mera Kanununun yürürlüğe girmesinden önce de bazı özel yasalarda nitelik değişimine olanak veren hükümler bulunmaktaydı. Bu itibarla sunulan tapu kaydının oluşumuna ait dayanak belgeler ile varsa haritası getirtilerek meranın niteliğinin usulünce değiştirilmiş olup olmadığı, tapunun var ise haritası uygulanarak yok ise bilinmeyen sınırları hususunda tarafların bildirecekleri tanıklar dinlenerek çekişmeli yere ait olup olmadığı saptanmalıdır. Bu yönler üzerinde gereği gibi araştırma ve inceleme yapılmadan 906.964 metrekarelik yerden talep de aşılarak meraya elatmanın önlenmesine karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin tazminatla ilgili temyizine gelince; Bilindiği üzere kural olarak meraların kuru mülkiyeti hazine'ye, yararlanma hakkı ise ilgili köy ve belediyelere aittir. Meradan yararlanma hakkı olan beldeler yoksun kalınan yararlanma karşılığı olarak haksız elatandan hayvanların yararlandığı ot bedelini tazminat olarak isteyebilirler. Mülkiyet hakkı sahibi Hazine'nin ise, haksız elatma sonucu meralarda meydana gelen tahribat nedeniyle eski hale getirme masraflarını isteme hakkı vardır. Buna göre taşınmazın tahsis amacının usulünce değiştirilmediğinin, mera niteliğini koruduğunun ortaya çıkması durumunda davacı köyün yoksun kalınan yararlanma karşılığı tazminat isteme hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Davalılarca da bu yere pasa dökülmek suretiyle zarar verildiği anlaşılmaktadır. Bunlar halefiyet sistemi gereği tazminattan sorumludur. Evvelce başka kişilerin de bu yere pasa dökmeleri bunların sorumluluğunu kaldırmaz. Kimin ne şekil ve miktarda zarar verdiği belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik araştırma, inceleme ve soruşturma ile karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 30.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Birlik Madencilik A.Ş. ne verilmesine, 28.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy