(743 S. K. m. 633, 634)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.1.1996 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 3.5.2000 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.11.2000 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı Osman Habacı ve vekili Av. Alper Önder ile karşı taraf vekili Av. Osman Yalçıner geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; 8 parsel numaralı taşınmazdaki 6, 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile hissesi oranında davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Mahkeme; davalı Hasan Kara'nın davalı sıfatı bulunmadığını, davalı sıfatında yanılma yapıldığını belirterek davanın sıfattan reddine karar vermiş, hükmü; davacı vekili temyiz etmiştir.
Gayrimenkule ilişkin tapu iptali ve tescil davalarında davalı sıfatı tapu sicilinde malik olan kişiye aittir. Dosyaya getirtilen tapu kayıt suretine göre de dava konusu 6, 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler davalı Hasan Kara adına kayıtlı bulunmaktadır. Şu halde davalının davada "davalı sıfatı" vardır. Bu itibarla davanın esasına girilmelidir.
Davacı vekili; dava dışı arsa sahiplerine ait 8 parsel numaralı taşınmaz üzerine kat karşılığı inşaat yapılması için müvekkili ile davalının müteahhit olarak arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, inşaatın tamamlandığını, yüklenicilere ayrılan bağımsız bölümlerden 6, 9 ve 10 numaralı olanlarının tapusunu davalının müvekkilinin muvafakatı olmadan kendi üzerine aldığını belirterek bu daireler için hissesi oranında tapu iptali ve tescil istemektedir.
Davalı vekili ise inşaat sözleşmesinin 4 ncü maddesinde; ileride kurucuları müteahhitler olmak kaydıyla bir şirketin kurulması halinde işbu sözleşmeyi aynı şartlarda şirket olarak devam ettirebileceklerinin hüküm altına alındığını, tarafların bu çerçevede dava dışı Emin-el İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketini kurduklarını, inşaatı bu şirketin yaptığını, ancak şirket öz sermayesinin yeterli olmaması nedeniyle davalının şahsi malvarlığından harcamalar yaptığını, bu nedenle şirket ortaklar kurulunca dava konusu bağımsız bölümlerin yaptığı harcamalar karşılığı davalıya verilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin de bu safahat uyarınca tapuları üzerine aldığını ileri sürerek davanın reddini savunmaktadır.
O halde mahkemece yapılacak iş; inşaat sözleşmesinin 4 ncü maddesi uyarınca kurucuları müteahhitler yani davacı ve davalı olan bir şirket kurulup kurulmadığını, kurulan bu şirkete inşaat sözleşmesindeki hak ve yükümlülüklerin usulünce devredilip devredilmediği, yani davacının inşaat sözleşmesinden kaynaklanan hakkının halen mevcut bulunup bulunmadığı olmalıdır. Taraf delilleri bu doğrultuda değerlendirilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, 6.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 28.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy