(743 S. K. m. 668) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.8.2000 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.10.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 909 sayılı parselinden çıkan suyu boru ile dedesine ait ve halen kullanmakta olduğu 1595 ve 1596 sayılı parsellere getirmek istediğini, boruların geçtiği parsel maliklerinin tamamının buna izin verdiğini, sadece davalı 912 parsel malikinin gereken izni vermediğini belirterek, bu parsel üzerinde mecra hakkı tesisini istemiştir. Mahkeme davayı kabul etmiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 668. maddesi uyarınca mecra hakkı kurulması istemine ilişkindir. Anılan maddeye göre gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak suretiyle mülkünün altından veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur. Bu ve ilgili diğer kurallar uyarınca, mecra hakkı kurulması davalarında;
1- Leh ve aleyhine suyolu verilen taşınmazların tapuda kayıtlı olması ve davada her iki taşınmaz maliklerinin de yer alması,
2- Suyolunun paftada işaretli ark, dere ve bunun gibi yerlerden kesintisiz bir şekilde davacı taşınmaza ulaştırılması,
3- Suyolunun başka yerden geçirilmesinin imkansız veya çok fazla masrafa neden olması,
4- Üzerinden suyolu geçirilen taşınmazın zararının peşin olarak ödenmesi gerekir.
Somut olayda, suyun götürüldüğü 1595 ve 1596 sayılı tapuda parseller yerel bilirkişinin anlatımına göre davacının dedesi Süleyman Demirtaş adına kayıtlı görülmektedir. Eğer Süleyman Demirtaş sağ ise davayı bizzat açması, ölü ise tüm mirasçıların davacı tarafta yer alması gerekirdi. 909 parselden başlayıp 1595 parsele kadar giden suyolunun geçtiği tüm parseller üzerinden mecra hakkı kurulması ve geçitin kesintiye uğratılmaması düşünülmeli ve uzman bilirkişilere de irtifak hakkı bedeli hesaplatılarak davalıya bu bedelin ödenmesine karar verilmeliydi.
Öte yandan sadece mecra hakkı tesisine karar verilmekle yetinilmesi icabederken, bu kesimin tesciline karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Hüküm sadece davacı tarafından temyiz edildiğinden temyiz edenin sıfatına göre yukarıdaki eksiklikler bozma nedeni yapılmamıştır.
Davacı vekilinin temyizine gelince; yargılama giderlerinin davanın açılmasına neden olan davalı üzerinde bırakılması gerekirken, davacıya yükletilmesi doğru görülmediğinden hükmün sırf bu sebepten bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 21.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy