(818 S. K. m. 162) (3194 S. K. m. 31)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.2.1997 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.11.2000 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı İbrahim Kalemoğlu vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, arsa sahibi ile yüklenici arasındaki inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye edim karşılığı bırakılan bağımsız bölümün onun tarafından davacıya haricen satılması üzerine alıcının hem arsa sahibini, hem de yükleniciyi dava ederek tescil istemesinden ibarettir. Davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü davalı arsa sahibi, temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına göre inşaatın tamamlandığı, mahkemece kendisine süre verilmesi üzerine yükleniciye halef olarak davacı tarafından gerekli iskan izninin de alındığı anlaşılmakta ise de davanın devamı sırasında davalı arsa sahibi davacı tarafından alınan iskan ruhsatının usulsüz olarak düzenlendiği gerekçesiyle iptali istemiyle İdare Mahkemesine başvurduklarını belirterek bu hususun bekletici mesele yapılmasını istemiştir. Mahkemece, İdare Mahkemesindeki davanın neticesi beklenmeyerek dava esastan sonuçlandırılmış, hükmü temyize getiren davalı arsa sahibi, iskan ruhsatının iptal edilmesine ait 7.7.2000 günlü İdare Mahkemesi kararını temyiz safhasında ibraz etmiştir.
Yüklenici ile arsa sahibi arasında düzenlenen eser sözleşmesi gereğince, yüklenicinin kendisine düşen daireleri arsa sahibinden isteyebilmesi için sözleşme uyarınca edimlerini yerine getirmesi şarttır. Yüklenici, edimlerini yerine getirdiğinde kişisel hak kazanır. Ve bu kişisel hakka dayanarak arsa sahibinden sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetlerinin adına nakledilmesini isteyebilir veya Borçlar Kanununun 162 ve izleyen maddeleri uyarınca, yazılı olmak koşulu ile arsa sahibinin rıza ve muvafakatını almaya gerek görmeden söz konusu kişisel hakkını üçüncü kişilere temlik edebilir. Üçüncü kişi de gerek sözleştiği yükleniciye ve gerekse arsa sahibine karşı temellük ettiği bu kişisel hakkı ileri sürme olanağına sahiptir. Öte yandan inşaat sözleşmesinde yüklenicinin iskan ruhsatı alması gerektiği koşulu da mevcut bulunduğundan inşaatın %100 tamamlanmış olması halinde dahi bu koşul yerine getirilmeden tescile karar verilmesi mümkün değildir.
Mahkemece, inşaatın tamamlandığı ve iskan ruhsatının da alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak 3194 s. İmar Kanunu'nun 31. maddesine göre inşaatın bitme günü kullanım izni verildiği gün olarak kabul edilmiştir.
Yasa ile bu biçimde yapılan inşaatın ruhsatına uygun olduğu ve kullanımında fen bakımından sakınca görülmediğinin tespiti gerektiği öngörülmüştür. İnşaat ruhsatının yargı kararı ile iptali halinde yüklenicinin arsa sahibine karşı edimini tam olarak yerine getirdiğinin kabulü mümkün değildir. Dosyaya ibraz edilen İdare Mahkemesi kararı ile iskan ruhsatının iptal edilmesine karar verildiği anlaşılmakta ise de bu kararın henüz kesinleşip kesinleşmediği belirli olmadığından mahkemece söz konusu kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 29.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy