(1086 S. K. m. 236, 292) (YİBK 1945/20E 1947/6K 5/2/1947)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 2.8.1999 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.12.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, 3 parsel sayılı taşınmazda davalı ile birlikte ayrı ayrı gecekonduları olduğunu, ancak imar affı başvurusunu yetkililerin isteği üzerine davalının yaptığını ve tapuyu aldığını ileri sürerek 3 parsel sayılı taşınmazdaki davalı payının 1/2'sinin iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının 3 parsel sayılı taşınmazda 1/2 payın kendisine ait olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyize getirmiştir.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi inanç sözleşmesi, inanç gösterene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren adına yapılacak bir işlemden taşınmazın mülkiyetini ona (inanç gösterene) geçirme yükümlülüğü altına girmiş ise, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. Aslında inanç sözleşmeleri her türlü delille kanıtlanabilir sözleşmelerdir. Ancak değeri usul kanundaki miktarı aştığı takdirde, usulen yazılı delille kanıtlanması gerekir. Bunun için, karşı taraf elinden çıkmış olayın ispatına tamamen yeterli olmamakla birlikte en azından bunun vukuna delalet edilebilecek yazılı delil başlangıcı oluşturabilecek bir belgenin sunulması gerekir. O taktirde, tanık dahil her türlü kanıta başvurulabilir.
Somut olayda, davacı dava konusu taşınmaz üzerinde kendine ait gecekondu da olmasına rağmen imar affında ilerde tapunun 1/2'si kendisine verilmek üzere davalının yararlandığını ileri sürmüştür. Dava değerine göre bunu kanıtlamak izin yazılı delil yahut yazılı delil başlangıcı oluşturabilecek bir belge sunamamıştır. Ancak kanıtları arasında yemin de vardır. Mahkemece, davacının davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan, davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle red kararı verilmiştir. Bu yön yerinde görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 30.3.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy