(3402 S. K. m. 12)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.5.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 6.12.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteğinin kıymetten reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 199 parsel sayılı taşınmaz 312.650 metrekare taşlık ve çalılık cinsiyle 21.11.1966 tarihinde tapulama sonucu Muratpaşa Vakfı adına tescil edilmiş, 24.7.1969 tarihinde tapudan Kütükçü köyüne satılmıştır. 18.4.1975 tarihinde de 1000/312.650 payı tapudan davalı Ülker Çağlar'a satılmıştır.
2.3.1998 tarihinde de imar uygulaması ile davaya konu 391 metrekarelik kesim 7 parsel numarası verilerek ifraz edilmiş, 358/391 payı Hazine, 33/391 payı da davalı Ülker adına tapuya bağlanmıştır.
Şimdi davacı Hazine, 6831 sayılı Kanunun 2-B maddesine istinaden taşınmazın Hazine adına orman dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, 1952 yılında da 5653 sayılı yasaya göre yapılan maki tefrik çalışmalarında koruma makiliği olarak belirlenen alan içerisinde kaldığını belirterek davalının payı için tapu iptali ve tescil istemektedir.
Mahkeme; davanın kabulüne karar vermiş, hükmü; davalı vekili temyiz etmiştir.
Bilirkişi raporunda; 3116 sayılı yasaya göre 1946 yılında yapılan ve süresi içinde kesinleşen orman tahdidinde davalı yerin orman sınırları içinde kaldığı, 1985 senesinde 6831 sayılı Kanunun 2-B maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1952 yılında da 5653 sayılı yasaya göre yapılan maki tefrikinde makiye tefrik edilen saha dahilinde kaldığı, koruma makiliği olmadığı bildirilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1952 yılında makilik alan olarak tefrik edildiğine göre o tarih itibariyle orman sınırları dışına çıkarılmış demektir. 1985 yılında yeniden orman sınırları dışına çıkartılmasından söz edilemez. 1966 senesinde de orman olmayan yer olarak tapulama ile tescil edildiğine göre, tescil gününden dava gününe değin Tapulama Yasasının 31 ve Kadastro Yasasının 12. maddesindeki hak düşürücü süreler geçmiş bulunmaktadır. Bu itibarla; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.4.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy