(818 S. K. m. 162)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 9.7.1998 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 2.11.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, eser sözleşmesi gereği yüklenici tarafından yapılmakta olan binada yükleniciye düşen bağımsız bölümün, satış sözleşmesi ile satılmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Kural olarak yüklenici ve arsa sahibi kat karşılığı inşaat yapılması hususunda anlaştıklarında ve anlaşma kuralları yerine getirildiğinde, yüklenici kişisel hak kazanır. Bu kişisel hakkına dayanarak da arsa sahibinden edimi karşılığı kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetini isteyebilir ya da Borçlar Kanununun 162. ve onu izleyen maddeleri hükmünce yazılı olmak koşuluyla arsa sahibinin onayını almaya gerek görmeden söz konusu kişisel hakkını üçüncü kişiye temlik edebilir. Yüklenici edimini yerine getirdiğinde üçüncü kişi, yüklenici ve arsa sahibine karşı temellük ettiği kişisel hakkını ileri sürebilme olanağına sahiptir. Davacı da bu kişisel hakkına dayanarak dava açmıştır.
Borçlar Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca yüklenicinin arsa sahibinden, inşaat sözleşmesine göre edimine karşılık olarak verilecek daireleri üçüncü şahıslara temliki halinde, temlikin geçerli olabilmesi için binanın sözleşme uyarınca yapılması gerekir. Dosyada mevcut, 9.7.1998 tarihinde yapılan tesbit sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre binanın % 43,5 oranında yapıldığı,
% 56,5 oranında yapılmayan işler bulunduğu belirtilmiştir. Yargılama sırasında yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda ise binanın % 90 oranında inşa edildiği yazılıdır. Her iki halde de yüklenicinin sözleşmeye göre edimini yerine getirmediği ve dolayısı ile kişisel hak kazanmadığı, bu nedenle davacının da yükleniciden temlik aldığı kişisel hakkını arsa sahiplerine karşı ileri süremeyeceği anlaşıldığından red kararı bu itibarla sonucu bakımından doğru olduğundan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 20.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy