(743 S. K. m. 656)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 24.4.2000 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.1.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, pis suların ve binaların üzerinden akan suların davalılar tarafından taşınmazına akıtıldığını belirterek elatmanın önlenmesini istemiş, davalılar davanın reddini savunmuş, Mahkeme; davalıların atık sularını akıtmak suretiyle yapmış oldukları elatmanın önlenmesine karar vermiştir. Hükmü davalılar temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 618. maddesine göre bir şeye malik olan kimse, o şeyde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf etme hakkını haizdir... Ancak, bir kimsenin komşusuna zarar verecek her türlü taşkınlıktan çekinmesi de Medeni Kanunun 661.maddesi gereğidir. Anılan yasanın 656. maddesi ile Bir malikin hakkını tecavüz etmesinden dolayı bir zarara uğrayan veya uğramak tehlikesinde bulunan kimse eski halin iadesini veya tehlikenin izalesi için lazım gelen tedbirlerin yapılmasını talep edebilir... hükmünü içermektedir. Bu hükümlere göre, mülkiyet hakkı sahibi bu hakkını kullanırken komşusuna zarar vermemek koşuluyla dilediği gibi tasarruf edebilir. Aksi davranış halinde bunun önlenmesi kendisinden istenebilir.
Somut olayda; davacı, davalıların binalarının üzerinden akan sular ile mutfak ve tuvaletlerinin atık sularını taşınmazına yönlendirmek suretiyle ev ve avlusunu su içinde bıraktığını belirterek, bunun önlenmesini istemektedir. Mahkeme keşif yapmış, delilleri toplamış ve davalıların müdahalesinin sabit olduğu kanaatine vararak müdahalenin menine karar vermiştir. Bu tür davalarda komşunun müdahalesi tespit edildiğinde, zararı giderici önlemlerde uzman bilirkişiye tespit ettirilmeli ve bu tedbirlerden en uygun olanı seçilerek zararın ne şekilde giderileceği açık bir şekilde hükümde belirtilmelidir. Bu nedenlerle infaza elverişli bir hüküm kurulmadan sadece elatmanın önlenmesine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 26.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy