(442 S. K. Ek. m. 13) (Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği m. 12, 15)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.10.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen 16.1.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, köy yerleşim alanı içerisinde kalan taşınmazın, 442 sayılı yasada değişiklik yapan 3367 sayılı yasada ve bu yasanın uygulanmasını gösteren 20.8.1987 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği nin 12 maddesinde öngörülen ihtiyaç sahipliği koşullarının oluşmadığı ileri sürülerek, ihtiyaç sahibi gibi kabul edilerek dağıtım suretiyle davalıya verilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile yeniden davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, tapunun davalı adına idari işlemle oluştuğu, sözü geçen yönetmeliğe uygun olarak dağıtılıp dağıtılmadığının incelemeye ve bu işlemi iptale idari yargı yerinin yetkili olduğunu, yapılan tahsis işleminin idari yargı yerinde iptal olunmadan adli yargıda tapu iptali ve tescil davasına bakılamayacağından, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalara göre her tapunun oluşmasında bir idari işlem vardır. İdare hukuku anlamında iptal davasına konu olan idari işlem, bir kamu hizmetinin yürütülmesi için idarenin tek yanlı iradesi ile kamu hukuku esaslarına dayanılarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyen kararlardır.
Somut olayda ise, idari işlem ile özel hukuk alanında bir düzenleme yapılmıştır. Yani yapılan düzenleme ile davalı adına oluşan tapunun yasal koşulları taşımadığı gerekçesi ile iptali istenmiştir. Yolsuz tescilin iptali özel hukuk hükümlerine göre araştırma yapmayı gerektirdiğinden davaya bakmakta da adli yargı görevlidir.
Bu nedenlerle, dağıtımın usulsüz olduğu hallerde ne gibi işlem yapılacağı 3367 sayılı yasanın ek 13 maddesi ile uygulama yönetmeliğinin 15. maddesinde gösterilmiştir. Her ne kadar geri alma ibaresi yasada yer almamakla, beraber 13. maddenin1 fıkrası, taşınmazın ihtiyaç sahiplerine satılmasını 3 fıkrası da satılan parseller üzerinde satıştan sonra en geç 5 yıl içinde bina yapılmasını zorunlu kılmış, her iki hal içinde ortak bir müeyyide koymuştur. Bu müeyyidenin karşılığı ise taşınmazın geri alınmasıdır. Bu bakımdan yasada bu yönde açık hüküm bulunmamakta ise de, yasanın amacı ve yukarıda değinilen madde hükmü birlikte değerlendirildiğinde yönetmelikte yer alan geri almanın yasaya aykırı olduğu söylenemez.
Bu nedenlerle, tapunun oluşmasına esas teşkil eden belgelerin tümü dosyaya getirtilmeli, taraf delilleri toplanmalı ve sonucu uyarınca bir karar verilmelidir. Bu işlemler yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istem halinde temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 21.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy