(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 22.12.1999 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın husumetten reddine dair verilen 25.1.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının 3091 sayılı yasa uyarınca men edildiği köy merasına elatmasını sürdürdüğünü ileri sürerek bu elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, men edildiği yeri kullanmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının köy ihtiyar heyeti azası olduğu, tek başına dava açamıyacağı, köy muhtarının da davaya muvafakat vermediği, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, meraya elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Hukuki nitelikleri itibariyle Devletin Hüküm ve Tasarrufu altında bulunan yerlerden olan meralar özel mülkiyete konu olamazlar. Bu nedenle de mülkiyeti Devlete ait olan bu yerlere ilişkin davaları Hazine açabileceği gibi buralardan yararlanma hakkı olan köytüzelkişilikleri ve Belediye'lerin de dava açma hakları vardır. Ancak, somut olayda olduğu gibi köy muhtarının dava açmaması ya da taşınmazdan tarla niteliği ile yararlanan köy hakkının oluşturduğu köy derneğinin dava açmaması halinde, meradan yararlanması engellenen kişilerin ya da azanın dava açma hakkı bulunup bulunmadığı sorunu karşımıza çıkmaktadır.
Mera, yaylak ve kışlaklara ilişkin uyuşmazlıklarda kimlerin dava açabileceğine ilişkin yasal bir düzenleme yoktur. Mecelle dışında bu yönde bir hükme rastlanmamıştır ki Mecelle'de köy halkından bir ya da birkaç kişinin dava açma haklarından söz edilmektedir. (Mecelle Md.1645) Yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Yasası ve 4342 sayılı Mera Yasasında da davacılık sıfatı düzenlenmemiştir. Genel hükümler çerçevesinde değerlendirme yaptığımızda, mahkemeden hukuki korunma istenmesinde korunmaya değer bir yararı bulunan, yani hukuki yararı olan kişinin davacılık sıfatının varlığının kabulü gerekir.
Köy muhtarının, ya da Yargıtay'ın yerleşmiş İçtihatlarına göre köy derneğinin seçeceği bir temsilcinin dava açmaması halinde, köy halkının mera olduğu ileri sürülen yerden yararlanma hakkı tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu durumda, köy halkından bir ya da birkaç kişi dava açarak meradan yararlanma haklarının korunmasını istemede hukuki yararlarının yani davacılık sıfatlarının varlığının kabulü gerekir.
Somut olayda, davacının köy azası olarak tek başına dava açamıyacağı kabul edilmiştir, ancak davacı aynı zamanda mera olduğu ileri sürülen yerden yararlanması engellenen kişidir yani aktif dava ehliyeti vardır. Mahkemece, bu yön gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 29.06.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy