(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 7.12.1999 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.7.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, yola bağlantısı olmayan 417 parsel sayılı taşınmazın lehine davalılara ait 416 sayılı parselden geçit tesisine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının yola ihtiyacı bulunmadığını ve başka taşınmazlardan yola daha kolay ulaşabileceğini savunmuşlardır.
Mahkeme, davalılara ait 416 parsel sayılı taşınmazdan dereye kadar olan kısımda davacı lehine geçit hakkı tesisine karar vermiş, hükmü davalılar vekili temyize getirmiştir.
Medeni Kanunun 671. maddesinde genel yola ulaşmak için yolu bulunmayan taşınmaz maliklerinin komşu taşınmazlardan kendilerine bedeli karşılığı uygun bir yerin yol olarak bırakılmasını isteyebilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu hükümden de anlaşıldığı gibi, geçit isteyen taşınmaz malikinin genel yola ulaşmak için yeterli yolunun bulunmaması yani zaruret halinde olması ve verilecek yolun kesintisiz olması, ayrıca en az zarar görecek komşu taşınmazlar üzerinden tarafların menfaatleri gözetilerek geçit tesisine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı ana yola ulaşmak için davalılara ait taşınmazdan geçit istemiştir.
Mahkeme ise, nizalı taşınmazların kuzeyinde bulunan dereye kadar olan kısımda davalı 416. parsel aleyhine geçit tesisine karar vermiş ve gerekçede ve raporda derenin kuzeyinde bulunan zeminde fiilen kullanılan ancak paftada bulunmayan yolun kullanılacağı belirtilmiştir. Halbuki, geçit hakkı davalarında amaçlanan, yolu bulunmayan taşınmaz maliklerinin paftada gösterilen umumi yola kesintisiz ulaşmasının sağlanmasıdır. Mahkemece kabul edilen kısımla ana yola bağlantı sağlanmamıştır.
Dereye kadar tesis edilen yoldan sonra davacının ana yola nasıl ulaşacağı hususunda bir araştırma yapılmamıştır. Derenin kuru dere olup olmadığı, yol olarak ne şekilde kullanılabileceği, dereden sonra davacının ana yola ulaşması için geçmesi gereken 56, 57, 58 parsel sayılı yerler ve diğer taşınmazlardan dava yolu veya akdil irtifak tesisi ile ana yola ulaşma olanaklarının araştırılmaması Ayrıca, geçit hakkının bir taşınmaz lehine diğer bir taşınmaz aleyhine kurulması gerekirken bu hususa uyulmadan davacı lehine geçit tesisine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy